Ekim 2017

Borçka ilçesi Avcılar Köyü'nde ikamet eden ve uzun zamandır geçim sıkıntısı yaşayan Köse ailesini Artvin Valisi Ömer Doğanay evinde ziyaret ederek yardım sözü verdi.

Vali Doğanay, 6 nüfuslu Köse ailesini sabah erken saatlerde evinde ziyaret etti. Mahmut Köse’nin eşi Bahtışen Köse ve çocukları ile bir süre sohbet eden Vali Doğanay, ailenin talep ve isteklerini dinledi.

Eşinin böbrek hastası olduğunu belirten Bahtışen Köse, “Eşimin işi yok. Geçim sıkıntısı çekiyoruz. 4 çocuğumuz var. Çocuklarımın ikisi ilk ve ortaokula gidiyor. Çocuklarımın birisi bir buçuk yaşında diğeri ise 4 yaşında. İki ineğimiz ve birkaç tavuğumuz var. Hiçbir gelirimiz yok. Eşim yıllardır böbrek rahatsızlığı var” dedi.

YARDIMDA BULUNANLARA TEŞEKKÜR EDİYORUM AMA...

Eski ahşap bir evde yaşamlarını idame ettirdiklerini ifade eden Köse,” Evimiz çok eski ve iki odası var. 6 kişi bir oda da yatıyoruz. Çatısından eve yağmur suları giriyor. Buzdolabı ve çamaşır makinemiz bozuk. Maddi durumumuz iyi olmadığı için yenisi alamadık. Kış ayının gelmesi ile evimizde de ısınma sorunu yaşıyoruz. Bu yüzden de sağlık sorunlarımız oluşuyor. Eş, dost ve akrabalardan birtakım yardımlar geliyor. Onlara teşekkür ediyorum ama bizim böyle geçici yardımlardan ziyade, böbrek hastası olan eşime önce tedavi daha sonrada kalıcı bir iş konusunda yardım istiyoruz. Kışın soğuğunda sıcacık bir ev hayal ediyoruz ve devletimizden bu konuda yardım bekliyoruz.” diye konuştu.

EVİN ONARIMI YAPILACAK, BABAYA İŞ İMKANI SAĞLANACAK

Vali Doğanay ise Köse ailesine devlet olarak her türlü yardımda bulunacaklarının sözünü vererek, devletin yardıma muhtaç ailelerin yanında olduğunu söyledi. 

Doğanay, ”Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın Artvin temsilcisi olarak sizlere yardım etmek için buradayız. Sabah daireye uğramadan sizleri ziyaret etmek istedim. Devlet olarak hükümet olarak sizlerin her türlü maddi ve manevi ihtiyacınızı karşılamak üzere buradayız. Kısa sürede evin tadilatını ve çatı onarımını yaptıracağız. Ayrıca evin temel ihtiyaçları ile beyaz eşya yardımında bulup, çocukların eğitimi konusunda da gerekeni yapacağız. Eşinizin de sürekli çalışabileceği bir işin bulunmasında gerekli sözü devletim adına ben veriyorum. Sizler rahat olun. Devletimiz sizlerin her daim yanındadır” dedi.

Öte yandan Köse’nin komşusu olan Hüseyin Dinç’in evini de ziyaret eden Vali Doğanay, heyelan riski bulunan evin ön kısmında istinat duvarı yapılması için ilgili kurum amirlerini cep telefonundan arayarak talimat verdi. 







Arvin Özel Egitim İş Uygulama Merkezi koordinatörlüğünde Sürmene Ahmet Yılmaz Özel Eğitim İş Uygulama Okulu, Rize Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi tarafından hazırlanan “Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Ulusal Ajans)” tarafından kabul edilen “Avrupa'ya Engelleri Kaldırmaya Gidiyoruz” adlı AB projesi kapsamında Eğitim Kurumlarımızdaki öğrencilerimize Almanya Berlin’de 2 haftalık eğitim imkânı sunacağız. Projemiz 01/04/2017 – 16/04/2017 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Projeye 18 öğrenci ve 9 Öğretmen yararlanıcı olarak katılmıştır.
Projemiz Öğrencilerimizin toplumla bütünleşmeleri ve normal bireyler gibi toplum içerisinde aktif yer almalarının önündeki en büyük ve en önemli engel bu bireylerin mesleki becerilerindeki yetersizliklerden dolayı oluşan istihdam edilme sınırlılığıdır. Bunun nedenleri arasında, katılımcılarımıza uygulanması gereken görsel ve uygulamalı mesleki eğitimin, kurumlarımızdaki altyapı eksiklikleri nedeni ile nitelik olarak yetersiz olmasıdır.
Projemizin kapsamında yerleştirme faaliyetine katılan öğrencilerimiz, kazandıkları becerileri sayesinde mesleki beceri, kişisel ve sosyal gelişimleri için sürekli öğrenme sürecine ilk adımı atmışlardır. Bu projemizde yer alan engelli katılımcılarımız, kurumlarımızda, meslekleri tanıma, farkında olma gibi konularda eğitim almanın yanı sıra, basit düzeyde mesleki beceri uygulamaları yapmaktadırlar.
Projemiz Programların öğrenilmesinin yanında birçok konuda katılımcılara yararlı bir proje olmuştur. Proje ye katılan yararlanıcılarımızın edindikleri mesleki becerilerle iş gücü piyasasına sorunsuz bir şekilde girebilmesinin yanı sıra kişisel becerilerini, iletişim kurma becerilerini ve toplumsal hayata katılma becerilerini artırmıştır. Başka ülke kültürüne sahip insanlarla verimli çalışma becerileri artmıştır. Mesleki eğitim alanında dil yeterliklerini geliştirilmiştir.

"Bu proje T.C. Avrupa Birliği Bakanlığı, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığınca (Türkiye Ulusal Ajansı, http://www.ua.gov.tr) yürütülen Erasmus+ Programı (Hayatboyu Öğrenme veya Gençlik Programı) kapsamında ve Avrupa Komisyonu'ndan sağlanan hibeyle gerçekleştirilmiştir. Ancak burada yer alan görüşlerden Türkiye Ulusal Ajansı veya Avrupa Komisyonu sorumlu tutulamaz."



"Avrupa'ya Engelleri Kaldırmaya Gidiyoruz’’ isimli Erasmus+ Projemizin Yaygınlaştırma Semineri Verildi.
 01/04/2017-16/04/2017 tarihleri arasında gerçekleşmiş olan ‘‘Avrupa'ya Engelleri Kaldırmaya Gidiyoruz’’ isimli Erasmus Plus Mesleki Eğitim Öğrenici ve Personel Hareketliliği Projemizin Yaygınlaştırma faaliyetleri kapsamında Rezzan ATABEY tarafından okulumuz tüm öğrenci ve öğretmenlere 27 Nisan 2017 Perşembe günü saat 09:00 ve 11:00´da bilgilendirme ve tanıtım semineri verildi. Öğrencilerin proje hakkındaki soruları cevaplandırıldı. Seminerde proje katılımcılarımız proje kapsamında öğrenmiş oldukları bilgi birikimleri hakkında diğer okulumuz öğrencilerine bilgilendirme yaptılar ve paylaşımda bulundular. Seminer sonunda Okul Müdürü Uğur YILDIRIM tüm katılımcılara teşekkür etti.



Artvin’de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 94. yıl dönümü coşkuyla kutlandı.

Artvin’deki kutlamalar, Vali Ömer Doğanay’ın makamında Garnizon Komutanı Piyade Albay Abdurrahman Cengiz Çerçi ve Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe tebrikleri kabul etmesiyle başladı. 

Artvin Valiliği önünde devam eden tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ardından Vali Ömer Doğanay, Garnizon Komutanı Piyade Albay Abdurrahman Cengiz Çerçi ve Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe’nin askeri araç üzerinden halkın ve törene katılanların bayramını kutlamasıyla devam etti.

Törende, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Artvin halkı adına gönderdiği kutlama mesajı okundu.

Törende konuşan Vali Doğanay, devletimizin en büyük gününü kutlamak için toplandıklarını söyledi.

Doğanay “Yıllar önce sabrımızı gücümüzü, azmimizi gösterdiğimiz yedi düvele, bu sefer birliğimizi dirliğimizi, saadetimizi göstermek için toplandık. Cumhuriyeti kurup bugünlere taşıyanlara şükran hislerimizi göstermek için toplandık. 94’üncü yılını kutlamak için toplandığımız Cumhuriyetimizin hepimize kutlu olsun.” dedi.

Cumhuriyet’in 100’üncü yılına çok kısa bir süre kala Cumhuriyeti hakiki manasıyla anlayıp uygulanması gerektiğini kaydeden Vali Doğanay, “Bizlere düşen akıl ile edep ile, ahlak ile, adalet ile, iman ile, aşk ile, muhasır medeniyet sürecini aşmaktır. İlimle, irfanla dünyaya örnek olmaktır. Cumhuriyetimizi geleceğe el ele omuz omuza taşımaktır” dedi.

Tören konuşmaların ardından öğrenciler tarafından okunan şiirlerle devam ederken, törende Artvin Halk Eğitim Merkezi Halkoyunları ekibi ve mehteran takımında gösteri sundu.

Çeşitli kategorilerde düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerin verildiği tören, öğrenci, asker, polis ve kurum araçlarının resmigeçit töreni ile sona erdi.

Kutlamalara Artvin Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik, Adalet Komisyonu Başkanı İnan Yılmaz , Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörü Fahrettin Tilki, İl Emniyet Müdürü Mehmet Selvi, kurum müdürleri, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı. 

Bursa Büyükşehir Belediyesi Organizasyonunda Osmangazi Muhtarları çıktıkları Karadeniz turunda Artvin’i ziyaret etti.

Bursa Osmangazi’den gelen 65 Mahalle muhtarı Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe’yi ziyaret ederek misafir perverliğinden dolayı teşekkürlerini sundular.

Türkiye’deki muhtarların birbirleriyle kaynaşması için organize edilen Karadeniz turuna Bursa Osmangazi ilçesinin 65 mahalle muhtarı katıldı. Tur kapsamında Artvin’e gelen muhtarlar Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe’ye ziyarette bulunduktan sonra Artvin’e özgü leziz cağ dönerini tadı. Kafile, Artvin Belediyesinin otobüsleriyle Atatepe’ye çıkarak dünyanın en büyük Atatürk heykelini ziyaret edip sonbaharda bir başka manzaraya ev sahipliği yapan Artvin’in panoramik görüntüsünü seyrettikten sonra şehir merkezinde Artvin’e özgü yöresel ürünler alarak  Orduya doğru yola çıktılar.

Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, Artvin ile Bursa’nın birbiriyle kaynaşmış iki ayrı şehir ve Artvin’in otantik ve doğal yapısının bozulmamış turizm kenti olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti; ”Bursa ile Artvin birbiriyle birleşmiş iki ayrı şehirlerdir. Bende 1980’de Bursa’ya göç etmiş bir ailenin çocuğuyum. Artvin, Anadolu’nun birçok kentinden farklı bir yapıya sahip şehirdir. Artvin ulaşımından dolayı otantik yapısı ve doğal güzellikleri bozulmamış bir durumda. Artvin öyle geçerken uğranabilecek bir şehir değildir özel olarak gelinecek bir şehirdir buda bizim avantajımızdır çünkü burada her şey olduğu gibi kalmış. Bursa Uludağ’ın yapılaşmasını düşünün o otellerin kayak pistini boğarak neredeyse yok etmiş birde onların hiç yapılmadan birisinin projelendirdiğini düşünün. İşte bizde Artvin için şuan tam projelendirme aşamasındayız. Artvin’e gelip Kafkasör’e, Atatepe’ye, Cam Terasına uğramadıysanız Artvin’e, gelmemiş önünden geçmişsinizdir.” diyerek muhtarlar adına Osmangazi Karabalçık Mahalle Muhtarı Kasım Çiçek’e taş üzerine baskılı Artvin fotoğrafı hediye etti.

Karabalçık Mahallesi Muhtarı Kasım Çiçek ise Muhtarlar adına yaptığı teşekkür konuşmasında; ”Bütün muhtarlarımız adına bu sıcak ilgi ve yaklaşımından dolayı başkanımıza teşekkür ediyorum. Biz Karadeniz turuna çıktığımızda Artvin planlarımızda yoktu ama Artvin’i görmeden Karadeniz turu tamamlanmaz diye Artvin’e geldik. Siz bize misafirperverliğinizi gösterdiniz biz çok mutlu ve bahtiyar olduk. Sayın Başkan bu tür organizasyonları sizden de beklerim. Biz muhtarlara bütün misyonlar yüklenmiş ama yetki verilmemiş devletle halkın arasında köprüyüz. Bu bizim için 5 günlük moral gezisiydi.  Biz Osmangazi muhtarları olarak Artvin Muhtarlarını Bursa’ya bekliyoruz.” dedi.

Artvin’e Hayran Kaldılar

Bursa Osmangazi muhtarları Karadeniz gezisi kapsamında Artvin’e gelerek dünyanın en büyük Atatürk heykelini ziyaret ettiler.

Atatepe’den Artvin’e kuşbakışı bakan muhtarlar muhteşem doğa cenneti olduğunu söyleyerek Artvin gezisinden oldukça mutlu olduklarını ifade ettiler.

Muhtarlar dünyanın en büyük Atatürk heykeli ve Artvin’e karşı bol bol fotoğraf çekindiler. Muhtarlara Artvin Belediyesi Muhtarlarlıkar Müdürü Mustafa Güner ve  Artvin merkez mahalle muhtarlarda eşlik ettiler. Atatepe sosyal tesislerini gezen muhtarlar belediye çalışanları tarafından heykel hakkıdna bilgi aldıktan sonra ikramları kabul etti. Bu sırada Artvin’e özgü halk oyunları müziği çalması üzerine muhtarlar horan teperek doyasıya eğlendiler.

Arhavi yeni adliye binası için yürütülen inşaat çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Adalet Bakanlığı tarafından bir süre önce ihaleye çıkılarak yapımına başlanan adliye binası inşaatında kaba inşaat çalışmaları devam ediyor. Yüklenici firma tarafından yürütülen çalışmalarda ilerleme kaydedilirken, dördüncü  kat için kalıp çalışmaları sürdürülüyor. Tamamlandığında modern yapısıyla dikkat çekecek olan bina, yükselmeye devam ediyor.

Artvin Çoruh Spor Kulübü Başkanı Murat Yılmaz, 2017- 2018 sezonu başlamasına az bir süre kala Artvin Çoruh Spor Kulübü ve Artvin’ deki futbolun 2017 yılı itibari ile geldiği konum ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Artvin Çoruh Spor Kulübü Başkanı Murat Yılmaz, yaptığı açıklamada; “Artvin Çoruh Spor Kulübü Başkanı olarak 2017- 2018 futbol sezonunun tüm takımlarımıza hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Artvin Çoruh Spor Kulübü olarak 3 yıl da Artvin’deki futbolun gelişmesi için neler yaptık? Geriye dönüp baktığımızda 6 yıllık Arhavi Spor Kulübü’nün Bölgesel Amatör Liginde mücadele ettiği diğer takımların çok düşük bütçelerle ligi götürdüğü final maçında da Arhavi Spor Kulübü çok rahat bir galibiyet alarak Bölgesel Amatör Ligine devam ettiği bir durum söz konusu idi. Bu durum ne zaman değişti dersek  Artvin Hopaspor -  Artvin Çoruh Spor Kulübü arasında 2015-2016 sezonun son maçında 3-3 berabere kaldığımız ve Hopa Spor Kulübü taraftarları ile Çoruh Spor Kulübü arasında çıkan olaylar neticesinde  çok değerli abiyim Sayın Nedim Koyuncu’nun sahaya inerek Artvin Çoruh Spor Kulübü’ne sahip çıkması ve taraftarlarına en kısa sürede Artvin Hopaspor kulübü başkanı oluyorum ve size söz veriyorum Hopaspor kulübünü 1 yıl içerisinde Bölgesel Amatör Lige çıkarıyorum. Siz sakin olun ve bekleyin. Bu açıklamaların ardından Hopaspor taraftarı dağıldı ve bizler sorunsuz bir şekilde polis eşliliğinde Artvin'e döndük çok kısa bir süre sonra Hopaspor kongre yaptı ve Nedim Koyuncu başkan seçildi. Hopa Spor Kulübü Başkanı Nedim Koyuncu ve ekibi 1 yıl içinde takımını şampiyon yaparak, başkan Hopaspor’un Bölgesel Amatör Lige yükselmesini sağladı “dedi.

Artvin Hopa Spor Kulübü’nün Bölgesel Amatör Lige yükselmesi Artvin’de futbol adına önemli bir adımdı diyen Yılmaz; “En büyük sorunlardan birisi olan şehir stadının olmazsa olmazı olan kar temizleme aracının olmadığını büyük sıkıntı yaşadığımızı Sayın Valimiz Ömer Doğanay beye ilettik kendileri 1 ay içerisinde İlgili kurumlara talimat vererek bu makine ve teçhizatın alınmasını sağladı ve sporun önündeki en büyük engel kalkmış oldu. Sayın Valim Ömer Doğanay Beye bir kez daha huzurlarınızda teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.

Yılmaz açıklamalarının devamında; “Artvin Çoruh Spor Kulübü Başkanı ve yönetim kurulu olarak da kendi kulübümüze ait minibüs, otobüs, kulüp binası, kulübe gelir getirmek amacı ile kurulmuş olan Artvin Çoruh Spor Kulübü kahvaltı salonu ve lokal işletmesi de bir çok kulübü harekete geçirmiş ve tüm kulüpler artık siyasiler ve iş adamlarından para toplayarak bu liglerin yürümeyeceğini artık her kulübün kendi ayakları üzerinde durabilmesi için tesisleşmenin çok daha önemli olduğunu ve bu yönde yatırımlara ağırlık verdiler. Artvin Çoruh Spor Kulübü olarak altyapıya verdiğimiz önemde bir çok kulüp için örnek oldu. Artvin Çoruh Spor Kulübü başkanı olarak burada söylüyorum 3 sene içerisinde Allah'ın izni ile Artvin ilinde bulunan 3 futbol takımımız profesyonel lig de olacak, bir çok kişi başkan çok hayalcisin diye bilir ama ben çok Emin'im ve iddialıyım, ben buradan devlet büyüklerimize, siyasilerimize ,müdürlerimize ve özelikle Artvin Çoruh Üniversitesi rektörü sevgili hocam Sayın Fahrettin Tilki beye sesleniyorum sevgili hocam beden eğitimi ve yüksek okulu bölümü açabilmek için yoğun çaba harcadığınızı biliyorum, sevgili hocam ve değerli büyüklerim eski köy hizmetleri il müdürlüğü makine ikmal müdürlüğünün olduğu bölge boşaltılarak il özel idaresinin Yeni satın aldığı Deriner Barajı şantiyesinin oraya taşınması sürecini hızlandıralım ve eski köy hizmetlerinin olduğu bölgeye geniş kapsamlı bir şehir stadı yapalım ve Üniversite ile takımlarımız bu stadı müsabakalarda ortak kullansın. Tüm Artvin halkına sesleniyorum Allah nasip ederse çok kısa süre içerisinde Artvin Çoruh Spor Kulübü’nü Bölgesel Amatör ligde izleyeceksiniz. Bölgesel Amatör liginde yer alan takımlar Türkiye kupasında mücadele ediyor ve düşününüz ki 3 tur atladı takımımız kurada çıkan rakip Beşiktaş  müsabaka oynanacak  saat 11.00 da oynamak zorundasınız saat 14:00 kaldın rüzgar sporcu uçuruyor gece oynansa elektrik yetersiz sonuçta büyük bir fiyasko, bu sıkıntılı günlere kalmayalım hazır Üniversitemiz için saha kaçınılmaz gelin hep birlikte bu sorunu çözelim bu kadar yoğun ilginin olduğu, paranın döndüğü sektörde ilimizde futbolun devrim yapmasına izin verelim. 

Son olarak söylemek istiyorum sesime kulak verin lütfen treni kaçırıp sonra ah vah etmeyelim. Yaptıranın adını altın harflerle yazdıralım üç günlük dünya geldik gidiyoruz futbol için, spor için bir dikili taşımız olsun çocuklarımız, torunlarımız güzel dileklerle ansınlar” şeklinde konuştu.


Artvin Çoruh Üniversitesi (AÇÜ)’ne bağlı  Arhavi’deki  üniversite yerleşkesinde  yapımına başlanan  Yüksek okul inşaatı tüm hızıyla devam ediyor. Belediye Başkanı Coşkun Hekimoğlu yüksekokul inşaatında incelemelerde bulundu. Yüklenici firma tarafından yürütülen inşaat çalışmalarında ilerleme kaydedilirken binalar projeye uygun olarak 3 farklı noktada yükselmeye devam ediyor.

Belediye başkanı Coşkun Hekimoğlu yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Başkan Hekimoğlu'na il genel meclis üyesi Hakkı Aytolan ve Ak Parti ilçe başkanı Ufuk Yıldız da eşlik etti.

Yemişlik mahallesi kavak yolu üzerinde yapımına devam edilen ve idari bina, derslik ve kampus binası olmak üzere üç farklı binadan oluşan üniversite yerleşkesinin bir an önce tamamlanması için ekipler çift vardiya sistemiyle çalışmalarını sürdürüyorlar.

Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, Fransa’nın Strasburg kentinde düzenlenen 33’üncü Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresini Media Box mikrofonlarına değerlendirdi. 

Artvin’i ve Türkiye’yi Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde yerel meclis üyesi olarak temsil eden Başkan Kocatepe, 4’üncü kez kongrede yer alıyor. 

Toplantı gündem konularını MediaBox’a değerlendiren Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe,  4 yıldır Avrupa konseylerine katıldığını hatırlatarak toplantının sakin geçtiğini söyledi. 

Kocatepe; “ Gündemde daha çok Avrupa’nın içerisinde bulunduğu yerel ve bölgesel yönetimlerin bazı İspanyadaki Belçika gibi ülkelerdeki bağımsızlık taleplerinin Avrupayı nasıl etkilediğini, dezavantajlı gruplar Romanlar, çocuklar, kadınlar göçten etkilenen refakatsiz çocuklar bütün bunları Avrupa birliği ülkesi nezdinde tartıştık.

Türkiye, Avrupa da yaşanan sorunları yaşadı yaşamaya da devam ediyor.  Çözüm noktasında da onların ne yapalım dediği konuların birçoğunu da halletmiş halletmeye de devam ediyor. Bir göç sorununu tartıştığımız noktada, Avrupa’nın kendi içlerinde başarılı bulduğu ülkeler olan Yunanistan, İtalya sanki büyük işler başarmışçasına işte eğitimi öyle veriyoruz entegrasyonu böyle yapıyoruz ancak bizlerde bunlara 3 milyon göçmeni bunların 1 milyon 300 bini öğrenci olduğu ülkede eğitimin barınmanın ve diğer çocuklar ilgili gençlerle ilgili işlerin nasıl yapılması gerektiğini burada anlatıyoruz. Ne yapıyorlar dinliyorlar alkışlıyorlar ama kendi gereklerini yerine getiriyorlar mı bunu da soruyoruz. Bunları da tarafımızdan izah ediyoruz. 

Avrupa’da her şey uluslararası standartlarda değil

Özellikle Türkiye’nin ilgilendiği kendi coğrafyasında birçok sorunları Avrupa Konseyi ile birlikte görüşüp tavsiye kararları alınıyor. Belçika’da bir belediye başkanı seçiliyor o bölge Fransızca yazışıyor diye iç işleri bakanlığı onun mazbatasını vermiyor. Bizde olsa bu durum kıyamet kopar. Görüyoruz ki Avrupa’da her şey uluslar arası standarttadır demek çok doğru değil. Görünüyor ki her ülke kendine göre demokrasi oluşturmuş durumda kaç gündür bu durumu tartışıyoruz.  Avrupa Konseyinin örnek ülkelerinin birçoğunda bizim Türkiye’de demokrasi adına yaptığımız bir çok şey acaba yapsak mı nasıl olur tartışmasını yaşıyoruz. 33. Genel kurul Avrupa Konseyinin gidişatının gördüğümüz bir çalışma oldu. 

Avrupa Ekonomik sıkıntılar içinde 

Rusya ile sorun yaşadıktan sonra önemli bir maddi kriz yaşadığını gördük. Bütçeleme çalışması yaparken gördük ki Avrupa’nın bundan sonraki geleceği çokta kolay görünmüyor. Örneğin bir bütçe çalışması yapıyorsunuz birçok çalışmayı birçok gözlemi ziyareti kısmak zorunda kalıyorsunuz çünkü ekonomik sıkıntılar deniliyor. Avrupa’da ekonomik sıkıntı gerçekten var. Türkiye’nin üstüne gelişlerini burada daha iyi anlıyoruz çünkü yeni bir dev geliyor bunu da burada yaşadık. 

Bir çok ülke ekonomik sıkıntılarını burada paylaştıklarını da görüyoruz Ermenistan’daki gençlerin ümitsizliğini başka ülkelere göç etmek için bir çaba içerisinde olduklarını çünkü maddi ve manevi olarak ülkelerini ümit beslemediklerini yaşamaktayız. 

Avrupa Konseyinin 34.’sünde daha ciddi daha önemli daha güzel konuları paylaşmış oluruz. Bu vesile ile buradan ülkemize muhabbetlerimizi sevgilerimizi sunuyoruz. Avrupa konseyi 33.’sünü burada bitiriyoruz.” dedi.

Artvin Belediyesi tarafından, Yeni Mahallede yaptırılan engelli vatandaşların kullanabileceği parkta sona gelindi. Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe ve AK Parti Artvin İl Başkanı Av. Erkan Balta Yeni Mahallede yapımı devam eden Artvin’in ilk ve tek parkı olacak olan Engelsiz yaşam parkında ki çalışmaları yerinde inceledi. 

Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, kısa zamanda parkın hizmete açılacağını adını da ‘15 Temmuz Demokrasi Gazileri Parkı ’ koymayı düşündüklerini söyledi. 

Başkan Kocatepe; ”Artvin’imizin ilk ve tek engelli vatandaşlarımızın kullanabileceği park alanını bitirmek üzereyiz. Yaklaşık 900 m2 üzerine kuruldu. Alan içinde engelli kardeşlerimizin kullanabilecekleri spor aletleri, oyun gurupları uygun park mobilyaları ve kafeterya var. Tabi bunlardan engelsiz vatandaşımızda yararlanacak. Burada bizim temel konseptimiz engellisiyle, engelsiziyle aynı ortamda buluşturmak. Engelliye pozitif ayrımcılık bile olsa asla ayrım olmayacak.

Burasını Yeni Mahallemizde çok güzel nezih ortamda ailelerin oturup çay içebileceği doğayı seyredebileceği çocuklarında güvenlik içerisinde huzur içerisinde oynayabileceği bir park yaptık. Allah nasip ederse bunun ismini de ‘15 Temmuz Demokrasi Gazileri’ parkı koymayı düşünüyoruz. Peyzaj çalışması tamamlandıktan sonra parkımız hizmete açılacak.” dedi.

Kağıt israfını azaltmak adına çevreci bir yaklaşımla 2016 da Elektronik Belge Yönetim Sistemlerine (EBYS) geçen Artvin Belediyesi ‘En Yeşil Ofis’ listesine girdi.

Geleneksel yöntemler yerine, Elektronik Belge Yönetim Sistemleri’nin (EBYS) kullanımına geçen Artvin Belediyesi çevrecilik adına önemli adımlar atmıştı. Bu kapsamda enVision tarafından yapılan bir araştırma ile ‘En Yeşil Ofis’ listesine girdi. EBYS kullanımı sonrasında ‘Kağıtsız Ofis’ konsepti ile iş süreçlerinde otomasyon sağlayarak, binlerce ağacın kesilmesini önleyen 20 belediye arasında yer aldı. 

EBYS ile evrakla yürütülen iş süreçlerinin otomatik hale geldiğini, karar verme süreçlerinin hızlandığını, işlem kuyrukları ve tamamlanma süresinin kısaldığını, insan hatalarının ortadan kalktığını, kurum içi iletişim kanallarının daha iyi hale geldiğini, evrak kaybolma riskinin ortadan kalktığını belirten Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe,  ‘En Yeşil Ofis’ kategorisinde belediyeler arasında ilk 20’de olmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek bu sistemle binlerce ağacı kesilmekten kurtararak katı atık oluşmasının önüne geçtiklerini söyledi.

Listede toplam 20 belediye, 7 bin 529 ağacın kurtarılmasını ve 37 milyon su tasarrufu yapılmasını sağlarken, 2 bin 128 ton karbondioksit salınımı ile 147 ton katı atık oluşumunu engelledi. Böylece genel toplamda 62 milyon adet A4 kağıdın çöpe gitmesi de önlemiş oldu.

Aydın Boğacılar Derneği ile Artvin Boğacılar Spor Kulübü tarafından ortaklaşa düzenlenen Boğa güreşleri şampiyonası ikinci ayağı 12 Kasım Pazar günü Aydın’ın Atça ilçesinde gerçekleşecek.

Artvin’in Kafkasör yaylasında bu yıl ilki düzenlenen Türkiye Boğa Güreşleri Şampiyonası, ikinci ayağı Aydın’ı Atça ilçesinde gerçekleşecek. Artvin ve ilçelerinden dört boğanın katılacağı güreşler öncesi sahiplerinin kampa aldığı boğalar yürüyüş ve koşu ile spor yaptırılıyor, özel besinlerle şampiyonaya hazırlanıyor.

Artvin’in yanı sıra, Muğla, Aydın, İzmir  illerinden getirilecek 600 ile 1200 kilogram arasındaki 50 boğaların katılacağı Türkiye Şampiyonası ikinci ayağı müsabakaları, 12 Kasım tarihinde Aydın’ın Atça ilçesinde düzenlenecek. Dörtlü gruplar halinde yapılacak güreşler için yaylada kampa giren boğa ve sahipleri hazırlıklara başladı. Sabah yürüyüş ve koşu ile spor yaptırılan boğalar pekmez, üzüm kurusu, arpa, yumurta, mısır gibi özel ürünlerle besleniyor.

Türkiye boğa güreşleri şampiyonasının ilki 13 Ağustos tarihinde Kafkasör arenada yapılmış, Aydın ve Muğla illerinde gelen dört boğada yenilgiye uğramıştı. Karadeniz ve Ege bölgeleri arasında rövanş müsabakası niteliğinde olan şampiyona dörtlü gruplar halinde gerçekleşecek. Şampiyonaya Artvin’den Haluk Koçer’e ait 700 kg ağırlığında Kamil Ağa isimli boğa, Aziz Yiğit’e ait 720 kg ağırlığında Ağbaş isimli boğa, Mahir Gülseçgin’e ait 750 kg ağırlığındaki Kadirağa isimli boğa ile Can Bilgin’e ait  850 kg ağırlığında Kürşat isimli boğa katılacak.

Artvin Boğacılar Spor Kulübü Başkanı Haluk Bilgin, “Artvin ve ilçelerinden dört bağanın özel hazırlanan TIR’larla Aydın’a gideceğini belirterek, 35 saat sürecek yolculuk sonrası 15 gün dinlenecek ortama alışacak arenaya alışacak” dedi.

İddialı olduklarını belirten Bilgin, “Hiç kimse boğasını yenilsin diye arenaya çıkartmaz bizde her zaman olduğu gibi iddialıyız. Onlar dört boğa getirdi burada yenildiler şimdi bizde dört boğa götürüyoruz bakalım ne olacak sonucunu bizde merakla bekliyoruz.

Bu güreşler hayvanların bir birine zarar verecek güreşler değil, güreşmek boğanın içgüdüsünde var. Bu hayvanları yaylaya gönderdiğimiz zaman yaylada güreşerek liderlerini seçmek zorunda biz bunu festival haline getiriyoruz şölen haline getiriyoruz.

Boğalar Büyük Bir Siyasetçiden Daha Çok İlgi Görüyor. Boğacılık Artvin’in kültürü meraklısı anormal fazla, boğa güreşleri festivaller öncesi Artvin caddelerinde düzenlenen kortej yürüyüşlerinde boğalar, büyük bir siyasetçiden daha fazla ilgili görüyor” ifadelerini kullandı.

Bir Boğanın Arenaya Çıkma Maliyeti 30 Bin TL. Bu işin her an gibi maddi kazancı yok.  Kimse boğacılıktan para kazanmaz. Bir 700, 800 kg ağırlığında ki boğanın yıllık maliyeti  minimum 6 bin TL. Arenaya hazır hale gelmesi güreşe bilmesi için en az  25 – 30 bin TL maliyeti var” dedi.

Eğitim Bir Sen Artvin Şubesi Başkanı İbrahim İnce: “YKS tatminden, TEOG tahminden uzak görünüyor” dedi.

Eğitim Bir Sen Artvin Şubesi Başkanı İbrahim İnce yaptığı açıklamada; “Eğitim, ülkelerin geleceklerinin şekillenmesinde önemli bir fonksiyona sahiptir. Bilimde, teknolojide, sanatta, edebiyatta gelişen, öncü olan ülkeler incelendiğinde, nitelikli bir eğitim sistemine sahip oldukları görülecektir. İyi bir eğitim, gelişmenin, gelişmiş ülke olmanın, medeniyet kurmanın anahtarıdır. Bunun farkında olan ülkelerin önceliği eğitim olmakta, başarılı insanların yetiştirilmesi için en büyük değer her zaman bu alana verilmektedir. 

Sistemli, planlı ve istişareye dayanmayan hiçbir proje, başarılı olmamıştır, olmaz da. Ülke olarak, yıllardır sancısını, sıkıntısını, stresini yaşadığımız nokta burasıdır. Yerel değerlere dayanan evrensel bir eğitim sistemini kuramayışımızın temel sebebi bundan kaynaklanmaktadır. Öğrencileri sürekli başka yönlere kanalize eden, velileri tedirgin eden ve sık sık değiştirilmek zorunda kalınan sınav sistemleri de böyle bir anlayışın ürünüdür. Geçmişte LGS, OKS, SBS, ÖSS, ÖYS, LYS gibi, nice harfleri değişen ama kaderleri değişmeyen sistemler aynı mantığın kısır tezahürüdür. 

Kaldırılacak sistemin eksikliklerinin ne olduğunu paylaşmadan, yerine getirilecek olanı kararlaştırıp olgunlaştırmadan, tüm bunları yaparken de paydaşlarla tartışıp istişare etmeden kurulan sınav sistemlerinin birçok sıkıntıyı da beraber getirdiği tecrübelerle bilinmektedir. Bir süre sonra tartışmaya açılan, önce öğrencilerimiz, sonra veliler üzerinde olumsuz etkileri görülen sistemler kaldırılmak zorunda kalmaktadır. Yanlışı terk ederken gösterdiğimiz acelecilik, yapım aşamasında bir hıza dönüşmemekte; yetkililer, konuya katkıda bulunacak kişi ve kurumlarla bir araya gelmekten imtina etmekte, durum böyle olunca da, ya ortaya kabul gören bir model çıkmamakta ya da enine boyuna tartmadan, tartışmadan yöneldiğimiz modeller de geriye yönelik tadilat görmektedir. 

Raporlarımızda bugün ortaya çıkan sorunlara dikkat çekmiştik. Sendika olarak, eğitimin diğer alanlarıyla olduğu gibi, bu konularda da defalarca açıklamalar yaptık, araştırmalar gerçekleştirdik, raporlar hazırlayıp kamuoyu ve yetkililerle paylaştık. Ortaöğretime geçiş ve yükseköğrenime giriş konusunu da, Eğitime Bakış 2016 ve Yükseköğretime Bakış 2017 raporlarımızda ele aldık, eksikliklerin altını çizdik, bugün yaşananlara o günden dikkat çektik. 

TEOG konusunda en büyük sıkıntının sınav boyutunda değil, aksine sınav puanına dayalı merkezi yerleştirme olduğunu, bu konuda bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu ifade etmiştik. Yükseköğretime girişte ise ortaöğretim öğrencilerinin standart testlerde düşük başarı düzeyleri, öğrenci başarısını etkileyecek düzeyde sınav kaygısı, boş kalan kontenjanlar, sınavların lise eğitiminin bütününü kapsamaması gibi sorun alanlarının varlığını gözler önüne sermiştik. 

Belli bir grubu seçen ve yerleştiren değil, tüm öğrencileri hayata hazırlayan bir sistem kurulmalıdır. Ortaöğretim sistemine yerleştirmedeki en büyük sorun, merkezi sınavın var olmasından ziyade, merkezi sınavın zorunlu olarak bütün öğrencilere uygulanması ve tüm öğrencilerin bu sınav sonuçlarına göre merkezi olarak yerleştirilmesinden kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı, 8. sınıftaki tüm öğrencilerin zorunlu olarak sınava girdiği, öğrencilerin hepsinin tüm okullara merkezi olarak puan üstünlüğüne göre yerleştirildiği TEOG’a benzer bir modelden kesinlikle kaçınmak gerekmektedir. Dahası, zaman zaman kamuoyuna yansıyan TEOG’a benzer merkezi bir yazılı sınav yapılması, tüm öğrencilerin bu sınava girmeye zorlanması ve bu sınav sonuçlarına göre tüm öğrencilerin merkezi olarak yerleştirilmesi, TEOG’un neden olduğu sorunları olduğu gibi devam ettirecektir. 

Yeni sınav ve yerleştirme sistemi tasarlanırken, öğrencileri okul dışı kaynaklara mecbur bırakmayacak, öğrenci başarısının okullarda heterojen olarak dağılacağı, yani hem genel liselerin hem de meslek liselerinin başarılı öğrencilere sahip olabileceği bir sistem amaçlanmalıdır. 

Bu şekilde, değişik meslek liselerinden, İmam Hatip liselerinden ve muhtelif mahalle liselerinden başarılı olan öğrencilerin gelecek kaygısı çekmeyeceği, çalışan ve başarılı olan herkesin emeğinin karşılığını alabileceği engelsiz, geçişli esnek modeller üzerinde durulmalıdır. 

Tüm sosyal alan derslerinden de soru sorulmalı, eksiklikler giderilmelidir. Milyonlarca adayı, aileyi ve toplumun geleceğini ilgilendiren üniversiteye giriş sisteminde yapılacak değişikliklerin; eğitimin ilgili paydaşlarıyla görüş alışverişi yapılmadan, konunun hassas ve sıkıntılı noktaları tecrübeler ışığında değerlendirilmeden, dahası demokratik teamüller yerine getirilmeden Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından açıklanması, halen bir eksiklik olarak görülmektedir. 

YGS’ye ve LYS’ye göre yeni sınavın fiilen tek aşamaya indirilmiş olması ve toplam soru sayının azaltılmış olması, ölçme ve değerlendirme ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, sınavın geçerliğini azaltmıştır. Soru sayısının azaltılması aynı sayıdaki nette çok fazla sayıda öğrenci istifleyecek, daha nitelikli bir sıralama yerine dar aralıklara yığma yapacaktır. 

Adayların girecekleri sınavların kapsamlarının daraltılarak bazı derslerden hiç soru sorulmayacak olması, ortaöğretimi olumsuz etkileyecektir. Bu kapsam daraltması, öğrencilerin tek yönlü bir şekilde yetişmesine, temel Sosyal ve Fen Bilimleri alanındaki dersleri ihmal etmelerine; ayrıca, özellikle sayısal ve eşit ağırlık alanında tercihte bulunacak öğrencilerin lise öğrenimlerinde temel Sosyal Bilimler derslerini es geçmelerine neden olacaktır. Kısacası, öğrenciler sınavda yapmak zorunda olmadıkları ders gruplarını ihmal edeceklerdir. Bu durum ise lise eğitimini olumsuz etkileyecektir. Sadece belirli dersleri merkeze alarak, diğer dersleri dışlayarak, öğrencinin ilgi alanının dışına iterek, belli dersleri tamamen ağırlıklı hale getirip diğer dersleri kötürümlüğe sürükleyecek anlayış doğru bir ölçme anlayışı değildir. Her ne kadar tarih dersiyle ilgili küçük bir adım atılmış olsa da, sosyal alan derslerini dışarıda bırakan mantık yanlış, din kültürü ve ahlak bilgisi ve felsefe derslerinden hiç soru dahi sormayan bir ölçme hatalı ve değerlendirme de haksızdır. Kapsam geçerliliğini artıracak, okulda alınan eğitimi ve öğrenilen dersleri kuşatacak bütün derslerin formülasyonda yerinin ve payının olduğu bir sistem daha adil bir sistem olacaktır. Bu kapsamda din kültürü ve felsefe derslerinden de soru sorulması kaçınılmazdır. 

Bu haliyle yeni sistem, sosyal alan başarısını önemsiz hâle getirdiği için, imam hatip liselerinin ve meslek liselerinin yükseköğretime girişlerini daha da zorlaştıracaktır. 

İki sınavın aynı gün yapılması ve ilk aşama sınavın sonuçları açıklanmadan ikinci aşama sınava girilmesi, aşamalı sınav mantığına aykırıdır. Yeni sistemde iki oturumun aynı günde yapılacak olması, fiilen aşamalı sistemin kaldırılması demektir. Farklı günlerdeki oturumlarda yapılan sınavlarda öğrenciler, herhangi bir oturumdaki dezavantajlarını diğer günlerdeki oturumlarda kapatmaya çalışmaktaydılar. Ancak yeni sistemde bunun yapılması mümkün görülmemektedir. Öğrencilerin sabah oturumundaki sınav sonuçları belli olmadan (belki de yeterli puanı almadan) ikinci sınava girmeleri usulen doğru gibi görünse de esasen yanlış bir uygulamadır. YÖK tarafından tasarlanan yeni yükseköğretime geçiş sistemi uygulamaya konulmadan evvel eleştirilerimiz ve tüm paydaşların da bu konudaki eleştiri ve önerileri dikkate alınarak revize edilmelidir. Toplumun yeni sisteme olan güven duygusu tesis edilmelidir. Aksi hâlde sorun çözmek için getirilen yeni sistem, yeni sorunların kaynağı olacaktır. 

İstişare meclisi geniş, kabul düzeyi yüksek bir sisteme ihtiyaç var. Milletin varlığı, dimağı, tasavvuru, idealleri, hayatı, hayalleri, istiklali ve istikbali ile doğrudan ilgili olan eğitimin sorunları, anlık etki ve tepkilerle düzenlenmemelidir. Hele nesnesi, öznesi, amacı, aracı insan olan eğitim meselelerini en insanî gerekçelerle bile olsa tartışmadan çözmeye çalışmak, yanlışın da ötesinde nesillerin yitirilmesine sebebiyet verecek vahim bir hatadır. 

Eğitim alanıyla ilgili çalışma yapılırken, bütün bu unsurlar göz önünde bulundurulmalı, örnek modellerden yararlanılmalı, çağın gerekleri dikkate alınmalı, mutlaka istişare edilerek farklı görüş ve önerilerden istifade edilmelidir. Aksi hâlde bu kısır döngü sürüp gidecektir” ifadelerine yer verildi.


-VALİ DOĞANAY, “ARTVİNLİ KARDEŞLERİMİZ KÖKLERİMİZİ KURUTMAYIN”-

İstanbul’da Artvin Valiliği, Artvin Belediyesi, İstanbul Artvin Federasyonu tarafından bu yıl 3.  düzenlenen ve 5 gün sürecek Artvin Tanıtım Günleri,  Bostancı Sahilinden Maltepe Sahil Etkinlik alanına doğru yapılan kortej yürüyüşüyle başladı.

Sağanak yağışa rağmen düzenlenen kortej yürüyüşüne Artvin Valisi Ömer Doğanay, Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Tilki, Artvin İl Kültür ve Turizm Müdürü Ömer Gümüş, İstanbul Artvinliler Federasyonu Başkanı Ferman Erşahin ile vatandaş katıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Bandosu eşliğinde gerçekleştirilen kortej yürüyüşünde, Artvin Valisi Doğanay ve Artvin Belediye Başkanı Kocatepe vatandaşlarla bir süre sohbet etti. Ardından tanıtım günlerinin açılışı için Maltepe'deki etkinlik alanına geçildi.

Tanıtım Günleri’nin açılış kurdelesini Artvin Valisi Ömer Doğanay eşi Esma Doğanay Hanımefendi, İstanbul Valisi Vasif Şahin, Maltepe Kaymakamı Meftun Dallı, Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Tilki, Artvin İl Kültür ve Turizm Müdürü Ömer Gümüş, İstanbul Artvinliler Federasyonu Başkanı Ferman Erşahin birlikte kesti.

-VALİ DOĞANAY, “ARTVİNLİ KARDEŞLERİMİZ KÖKLERİMİZİ KURUTMAYIN”

Açılışta konuşan Artvin Valisi Ömer Doğanay, doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyüleyen Artvin’in tüm renklerini İstanbul’a taşıdıklarını söyledi.

Vali Doğanay, açılış törenine katılarak kendilerini yalnız bırakmayan İstanbul Valisi Şahin ve katılımcılara teşekkür ederek, bu tür faaliyetlerin Artvin'in tanıtımına, gelişimine ve turizmine çok büyük faydalar sağlayacağına inandığını belirtti.

Göğe komşu topraklar Artvin’den tüm İstanbullulara selam getirdiklerini belirten Doğanay,” Göğe komşu topraklardan, Şavşatlı Çiçek Nineden, Melo’daki şehitlerimizden, Sarp Sınır Kapısı’ndan sizlere selamlar getirdik.” dedi.

 Artvinlilerin kendi değerlerine sahip çıkması gerektiğini aktaran Doğanay, “Stantları gezerken okuduğum yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. ‘Kökleri kuruyan ağaç devrilmeye mahkumdur’ Ben buradan bütün Artvinli kardeşlerimize köklerimizi kurutmayın diyorum. Tanıtım Günlerimiz ilimize, İstanbul’a ve ülkemize hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.

-İSTANBUL VALİSİ ŞAHİN :” ARTVİN, TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ ŞEHİRLERİMİZDEN BİRİSİDİR”

İstanbul Valisi Vasip Şahin, Artvin'in doğasıyla, madenleriyle, ve enerji kaynağı Çoruh nehriyle Türkiye'nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu söyledi.

Vali Şahin, "İnşallah Artvin bundan sonra daha büyük bir gelişmeye ve ilerlemeye sahne olacaktır. Sayın vali benim çok eski bir arkadaşım. Artvin'e inşallah çok güzel şeyler yapacağına inanıyorum. Yeter ki Artvin ve Artvinliler valimizle birlikte hareket etsinler." diye konuştu.

Açılışın ardından Artvin Valisi Doğanay ve İstanbul Valisi Şahin beraberindekiler etkinlik alanındaki stantları gezerek toplu fotoğraf çekildi.

-TANITIM GÜNLERİ 5 GÜN SÜRECEK-

Artvin Tanıtım Günleri’nin ilk günü, İstanbul’daki Artvinlileri, memleket hasreti çekenleri ve Artvin kültürüne ilgi duyanları bir araya getirdi. Mutfağından,  folkloruna kadar Artvin’i İstanbul’a taşıyan etkinlik 5 gün boyunca devam edecek.

Artvin, siyasetçileri, bürokratları, sanatçıları, akademisyenleri, sporcuları, iş adamları, sivil toplum kuruluşları ve halkın desteğiyle gerçekleşen Artvin Tanıtım Günleri’nde camileri, kiliseleri, kemer köprüleri, kaleleri, barajları, gölleri ve doğal güzellikleriyle bölgede yaşamış bütün uygarlıkların izlerini taşıyan Artvin, İstanbul’da canlandırıldı.

Yöreye özgü, bal, tatlı ve peynir çeşitleri ve cağ kebabının yanı sıra el işi ürünlerin yer aldığı tanıtım günleri 29 Ekim’e kadar devam edecek.

Yarım Asırlık Hayal Cankurtaran Tüneli, Trafiğe Açılıyor. Hopa ve Borçka İlçeleri arasında yapımı tamamlanan ve 5 Bin 228 metre uzunluğu ile Türkiye'nin en uzun ikinci çift tüplü tüneli olacak olan Cankurtaran Tüneli yıl sonunda trafiğe açılıyor

Hopa Karayolu üzeri Cankurtaran Geçidinde 910 günde bitmesi planlanan ve üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen tamamlanamayan Cankurtaran Tüneli bu yılın sonunda trafiğe açılacak. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan TBMM Genel Kurulu’nda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyelerinin belirlendiği seçimde Başbakan Binali Yıldırım’la bir araya gelerek kendisine temelini atmış olduğu Cankurtaran’ tünelinin ne zaman açılacağını sordu. 

İkili arasında esperili bir şekilde gecen diyalogda, Başbakan Binali Yıldırm Bayraktutan’a gülerek üzerimize çok geliyorsun dedi. Artvinli Tünelin açılmasını bir an önce beklediğini ifade etmesi üzerine Başbakan Binali Yıldırım tünelin 2017 yılında açılacağını söyledi.  

Karadeniz'i Erzurum üzerinden İran'a bağlayan, zorlu kış şartlarında geçit vermeyen Hopa-Artvin karayolu güzergahındaki 690 rakımlı Cankurtaran geçidine alternatif olarak yapılan Cankurtaran Tüneli bu yılının sonunda açılması planlanıyor.

Dönemin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Başbakan Binali Yıldırım tarafından 29 Ekim 2010'da temeli atılan, 5 bin 200 metre uzunluğundaki çift tüplü Cankurtaran Tüneli'nin yapımı sürüyor.  910 günde tamamlanması planlanan proje temel atma törenin ardından 7 yıl geçmesine rağmen tamamlanamadı. 

72 tünel ile Türkiye’de en çok tünelin olduğu il unvanına sahip Artvin'de delme işleminin 2014 yılında tamamlandı. Müteahhit firma tarafından yanan sıkıntıdan dolayı düzenin tamamlanması 3 yıl gecikti. 

Artvin-Hopa arası 12 kilometre kısalacak. Tünelin, Karadeniz'i Erzurum üzerinden İran'a bağlayacak olan tünel hizmete girmesiyle Hopa-Borçka arasındaki karayolu ulaşımının 30 kilometreden 18 kilometreye düşerek ulaşım 12 kilometre kısalacak. Böylece, özellikle kış aylarındaki kar ve buzlanma yüzünden sürücülerin korkulu rüyası olan Hopa-Artvin karayolunun Cankurtaran mevkisinde sürücüler rahat nefes alacak. 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Artvin Milletvekili mecliste yaptığı konuşmasında, Cankurtaran Tüneli 29 Ekim 2010 tarihinde ihalesi yapılıp temeli bugünkü Sayın Başbakan tarafından atılmış olmasına rağmen halen daha tamamlanmadığını ifade ederek konuyu genel kurulda Başbakan Binali Yıldırım’a aktardığını söyledi. Artvinliler bu tünelin bir an önce açılmasın istediğini ifade eden Bayraktutan’a Başbakan Yıldırım’da 2017 yılının sonunda tünelin hizmete açacaklarını ifade ettiğini belirtti. 

Artvin'in Hopa ve Borçka ilçeleri arasında 5 bin 228 metre uzunluğu ile Türkiye'nin en uzun ikinci çift tüplü tüneli olacak olan Cankurtaran Tüneli, bağlantı yolları ile birlikte 7 bin 288 metre olacak. İhale bedeli 99 milyon 987 bin 240 lira olan tünelin tamamlanmasıyla kar ve buzlanmanın nedeniyle özellikle kış aylarında ulaşımda büyük aksamalar yaşanan 690 rakımlı Cankurtaran geçidi tarihe karışacak. Karadeniz'i Güney'e bağlayacak olan tünel ayrıca Hopa-Borçka arasındaki karayolu ulaşımını 12 kilometre daha kısaltacak.

Rize ile Erzurum'u birbirine bağlayacak olan ve delme işlemi tamamlanan 14.3 kilometre uzunluğundaki Ovit Tüneli, Türkiye'nin en uzun, dünyanın ise en uzun 3'üncü çift tüplü karayolu tüneli özelliğini taşıyor

Artvin Çoruh Üniversitesi'nde inşası süren ve sıra dışı mimariyle göze çarpan kitap görünümündeki kütüphane ışıklandırıldı.

Önümüzdeki ay tamamlanarak hizmete girecek olan kütüphane üst üste duran kitaplar şeklindeki ilginç tasarımıyla da dikkat çekiyor. Artvin Çoruh Üniversitesi (AÇÜ) tarafından yapımına onay verilen kütüphane projesi, mimari özellikleriyle Türkiye'de bir ilk olacak. Masanın üzerinde üst üste dağınık halde duran kitaplar görünümündeki kütüphane binası görenlerin de ilgisini çekiyor. Yapımında sona gelinen kitap şeklindeki kütüphanenin ışıklandırılması da tamamlandı. Sıra dışı mimarisiyle göze çarpan kütüphanenin ışıklandırıldığını gören öğrenciler de cep telefonuyla anı fotoğrafı çektirmeyi ihmal etmedi.

Mayıs ayı sonunda hizmete girmesi beklenen kitap şeklindeki kütüphane ile ilgili bilgi veren AÇÜ Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Tilki, kütüphanenin örnek bir kütüphane olduğunu ve tasarlanan kırtasiye malzemeleriyle de kütüphanenin hoş bir görünüm sergilediğini söyledi. Rektör Prof. Dr. Tilki, geçen yıl inşaatına başlanan ve 4 bin 400 metrekare alan üzerine inşa edilen kütüphanenin kaba işçiliğinin de tamamlandığını ifade etti.

Kütüphane içerisinde çok amaçlı konferans salonunun yer aldığını ve engellilerin de kolaylıkla buradan yararlanabileceğini anlatan Tilki, "Kütüphanemizin en önemli özelliği, özellikle engelli kardeşlerimize hizmet edecek şekilde planlanmış olmasıdır. Görme engelli ve fiziksel engelli tüm kardeşlerimizin hizmetini orada karşılamayı düşünüyoruz" dedi.
Rektör Prof. Dr. Tilki bünyesinde 25 bin kitabı barındıracak kütüphanenin toplam maliyetinin ortalama 12 milyon lirayı bulduğunu ekledi.

Eski  Arhavi Belediye Başkanı  Musa Ulutaş çalışma ofisinde ölü bulundu.

Artvin'in  Arhavi ilçesinde 2002-2009 yılları arasında belediye başkanlığı yapan  Musa Ulutaş'ın ağabeyi, dün gece saat 23.00 sıralarında Ulutaş'ın ofisine gitti. Kardeşini ofiste hareketsiz olarak bulan İsa Ulutaş, durumu fark edince 112  Acil Servis ve emniyet güçlerine haber verdi.

Yapılan müdahalelere rağmen hayata döndürülemeyen Ulutaş'ın cenazesi, önce  Arhavi Devlet Hastanesine oradan da otopsi için  Trabzon'a sevk edildi.

Ulutaş'ın naaşı, otopsinin ardından 21 Ekim 2017 Cumartesi günü öğle vakti kılınacak namazın ardından  Arhavi'de torağa verilecek. Musa Ulutaş'ın ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

Yusufeli İlçesi'nde yapımı süren baraj ve hidroelektrik santrali ( HES) inşaatını havadan görüntüleyen drone, çevrede uçan kartalın saldırısı sonucu parçalandı. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından 2012 yılında 486 milyon 875 bin liraya ihale edilerek yapımına başlanan Yusufeli Barajı ve HES projesinin inşaatına ilişkin drone ile yapılan hava çekimleri sırasında ilginç bir an yaşandı. 

Baraj bölgesinde yuva yapan kartal, 350 metre yükseklikte çekim yapan DSİ'ye ait drone'u pençeleriyle kaptı. Kartal daha sonra pervanelerinden pençeleriyle tuttuğu drone'u yuvasına taşıdı. 

Drone'u bir süre yuvasında saklayan kartal yeniden havalanarak aracı yüksekten yere bıraktı. Bu sırada görüntü kaydı yapmadığı öğrenilen drone düştüğü bölgede parçalanmış halde bulundu. Son dönemin gözde teknolojileri arasında yer alan droneların, uçuş emniyetini olumsuz etkilemelerinin yanı sıra doğal yaşamda bulunan yırtıcı hayvanlar için de tehlike oluşturduğu biliniyor.

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı  Artvin  Hopa İlçe Başkanlığı tarafından uyuşturucu kullanımına dikkat çekmek için bir basın açıklaması düzenlendi.

Düzenlenen basın açıklamasına  Artvin Ülkü Ocakları Başkanı İrfan  Kuzu,  MHP  Hopa İlçe Başkanı  Cengiz Köse, ilçe ocak başkanlarının yanı sıra Çoruh Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Ogün Erdem de destek verdi.

Artvin'in  Hopa İlçesi  Hopa Cami Meydanı'nda gerçekleşen basın açıklamasında konuşan  Hopa Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Merttürk " Artvin Öncelikle bugün burada toplanma amacımız, her gün, her saat, her dakika, her saniye bataklığa düşüp yitip giden canlar için mücadeledir.  Hopa Ülkü Ocakları İlçe Başkanlığı'nın başlatmış olduğu bu mücadele daima sürecektir. Bu işin peşinden gideceğimizi, uyuşturucu ile mücadele edeceğimizi, bu işin peşini bırakmayacağımızı buradan herkese duyuruyoruz. Bizim mücadelemiz gençlerimizi korumak, toplumu onarmak ve geleceğe güzel yarınlar bırakmak içindir. Orta okullardaki liselerdeki gençlerimiz için bu mücadeleyi sürdürmemiz gerekmektedir" ifadelerini kullandı. 

Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, Muhtarlar, bulunduğu mahallede veya köyde devletin tüm kurumlarını temsil etmekte ve halkla devlet kurumları arasında köprü vazifesi görmekte  olduğunu söyledi.

Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, 19 Ekim’de kutlanan Muhtarlar Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu.

Muhtarların demokrasinin gelişmesine katkıda bulunurken yerel yönetime katılımı sağlamanın da önemli araçlarından birisi olduğunu ifade eden Başkan Kocatepe, “Muhtarlık müessesesi, kültürümüzün ve toplumsal hayatımızın önemli yapı taşlarından olup yerel demokrasinin en eski örneğini temsil eden, devletimizin her noktadaki kurumsal temsilciliğidir. Muhtarlarımız, bulunduğu mahallede veya köyde devletimizin tüm kurumlarını temsil etmekte ve halkımızla devlet kurumları arasında köprü vazifesi görmektedir. Yakın mesai arkadaşlarımız olarak gördüğümüz muhtarlarımız, fedakârca görevlerini yerine getirerek bizim mahallelerdeki gözümüzdür” dedi.

Belediye olarak Artvin’de Yerel Yönetişim örneği gösterdiklerini  belediye bünyesinde kurdukları Muhtarlıklar Müdürlüğü ile haftalık  toplantı yaparak yapılacak hizmetleri planladıklarını söyleyen Başkan Kocatepe, ” Belediyemiz bünyesinde muhtarlıklar müdürlüğü kurduk. Burada muhtar arkadaşlarımız mahalleleriyle ilgili planlamalar yapıyor. Oluşturmuş olduğumuz mahalle meclisleriyle mahalle sorunlarını yerinde tespit ediyoruz. Mahallenin sorunlarını bizzat dinlemek için mahalle meclis toplantıları düzenleyip, bu toplantılarda aldığımız talepleri uyguluyoruz. Mahallelerdeki insanlarımız ile yerel yöneticilerin birlikte karar alma ve uygulamasının en güzel örneğini Artvin’de uyguluyoruz. Ayrıca uygulamaya koyduğumuz çalışmaları da yine muhtarlarımızla birlikte düzenli olarak yerinde inceleyerek hizmeti en iyi şekilde vatandaşımıza sunmaya çalışıyoruz.

Mahalle muhtarlarımızda sorumlu oldukları bölgeyi daha iyi tanıyan ve bilen insanlar oldukları için onların desteğiyle hedeflediğimiz hizmetleri daha sağlıklı bir şekilde ulaştırma, uygulama imkânı buluyoruz. Muhtarlarımız bizim gücümüze güç katıyor bizde bu güçle vatandaşlarımıza en iyi hizmeti sunmak için çalışıyoruz.

Merkez Mahalle Muhtarlarımıza Özel Oda Tahsis Ettik

Mahalle muhtarlarımızın daha rahat çalışabilmeleri açısından bizlerden talep ettikleri muhtarlıklar odasını geçtiğimiz aylarda tahsis ettik. Geniş ferah bir toplantı salonu şeklinde dizayn ederek hizmetlerine sunduk. Her şey Artvin için diyerek çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle ilimizde ve ülkemizde görev yapan tüm mahalle muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü en kalbi duygularımla kutluyor, hayatını kaybeden muhtarlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

Artvin Belediyesi, Çayağzı Mahallesi eski çöplük yanında Karadeniz Bölgesinde örnek olacak ‘Hayvan Bakımevi’ projesinin  %42’si  tamamlanarak 2018’in ilk aylarında hizmete açılması hedefleniyor.

Artvin Belediyesi, Artvin’in ilk kapsamlı hayvan barınağı projesiyle Artvin’de önemli bir soruna daha neşter vuruyor. Çayağzı Mahallesi eski çöp döküm alanı yanında çalışmaları devam eden ‘Hayvan Bakımevi’ Projesi tamamladığında, hayvan bakım evi ünitesi ve idari ofis olmak üzere iki bölümden oluşacak. Birinci bölüm olan hayvan bakım ünitesi bölümünde; hayvan bakım odaları, bahçeler, yavrulu anne bakım ünitesi, uyuz bakım ünitesi, malzeme ve mama deposu yer alacak.

İkinci bölüm olan İdari ofis bölümünde ise; ameliyathane, müşahede ünitesi, malzeme ve mama deposu, karantina ünitesi, hekim odası, idari Ofis ve kafeteryadan oluşuyor.

Artvin Belediyesine ait modern hayvan barınağında tamamlandığında sahipsiz hayvanlar için Belediyenin veterinerlerinin gözetiminde bakımları yapılacak. Sokak hayvanları ve sahipsiz hayvanların muayene ve kontrolleri ile aşıları yapılacak. İlimizde kapsamlı ilk hayvan bakım evi olacak olan bu proje hayvan severler heyecanlandırıyor. Yapımı tamamlandığında Karadeniz Bölgesinin örnek proje projelerinden biri olmuş olacak.

Çoruh vadisi yırtıcı göç açısından önemli bir yer olmasından dolayı 4 kişilik kuş gözetleme ekibi Genya Dağı ve Yankı tepesinde 13-14 Ekimde kuş gözetleme etkinliği gerçekleştirdi.

Çoruh Vadisi, yırtıcı kuş göçü açısından önemi  nedeniyle önemli Kuş Alanı statüsündedir. Göçmen kuşlar tarafından kullanılan bir geçit yolu niteliği taşımasının yanı sıra, Çoruh Vadisi ender rastlanan birçok yerli kuş türünü de bünyesinde barındırmaktadır. 2005 yılı yazında yapılan çalışmalara göre Çoruh Vadisi’nde 188 tür belirlenmiştir. Bu türlerden 81′i Vadi ’de yaşamakta, 55′i Vadi’ de üremekte ve sonra güneye doğru göçlerine devam etmekte 52′si üremeden Vadi’ den geçmektedir. Bu nedenden dolayı, Artvin Valiliği, Artvin Belediye Başkanlığı, Orman Su İşleri 12. Bölge Müdürlüğü Artvin şube Müdürlüğü, Doğa Araştırmaları Derneği, World Wildlife Fund (WWF) Türkiye Ayağı, Artvin Avcılar ve Atıcılar Derneği ve Artvin’de Turizmcilik işiyle uğraşan Doğan Dede tarafından Artvin’de kuş gözetleme festivali düzenlemek için 13- 14 tarihlerinde Genya Dağı ve Yankı tepesinde kuş gözetleme ve ön araştırma yapıldı.

Genya Dağı ve Yankı Tepesinde kuş gözetlemeye katılan ekip üyeleri; Biyolog Güler Bozok, Biyolog Eylül Dizdaroğlu, Lisanslı Halkalamacı Biyolog Ömral Ünsal Özkoç ve Doğa Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Osman Erdem katıldı.

Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe; “Birbirinden değerli Kuş Gözlemcisi arkadaşlarımızı Artvin’imize getirdiğimizden dolayı mutluyuz.  Artvin’de doğa turizmini canlandırmak için bir sürü etkinlikler düzenliyoruz şimdiki amacımız; Kafkaslardan, Afrikaya göç eden yırtıcı kuşların kullandığı Çoruh vadisi üzerinde bulunuyoruz. Bu sebepten dolayı Artvin’de kuş Gözlemle Festivali gerçekleştirmek istiyoruz. Getirdiğimiz bu heyetle bu yıl ön bir çalışma yapıp önümüzdeki yıllarda kuş gözetlemeyi festival haline getirmeyi amaçlıyoruz. ”dedi.

Kuş gözetleme heyeti üyeleri; bölgenin yırtıcı kuş göçünü izlemek için çok önemli bir göç yolu üzerinde olduğunu belirterek burada kuşlar termal akımları kullanıp yükselerek rüzgâr yardımıyla kendini bırakıp göçe devam ettiği alan olduğunu söylediler. Bundan dolayı bu bölgede yoğun yırtıcı göçüne tanık olunuyor. Süzülen kuşları izlerken beklenilen türler olan Atmaca, Şahin, Büyük Orman Kartalı, Küçük Orman Kartalını, Şah kartalı, Kara Çaylak, Saz Delicesi, Kerkenez gibi kuş türleriyle karşılaştıklarını söylediler.

Artvin Dere Mahallesi Habazoğlu sokaktan Orta Mahalle 7 Mart İlk Okulu arkasına yeni bağlantı yolu hayata geçiyor.

Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, Ulaşım sorununu çözmek için ortaya koyduğu vizyon projelerinin yanında imar yollarının açılması için çalışmalar yürütüyor.

İmar yolu kapsamında Orta Mahalle 7 Mart İlk Okulu arkasından Dere Mahallesi Habazoğlu Sokak arasında yapılacak bağlantı yolunun ilk etap çalışmalarına başlandı.

İlk etap çalışmaları kapsamında istinat duvarları ve dolgu yöntemi ile 7 metre genişliğinde alt yapısıyla üst yapısıyla peyzaj ve kaldırımlarıyla yolun hizmete açılması planlanıyor.

Başkan Kocatepe, İmar yollarını tek tek hayata geçirdiklerini hatırlatarak Artvin’de ulaşım sorununu çözmek için çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Kocatepe; “ İmar yollarını tek tek açmaya devam ediyoruz. Bunlardan biri Orta Mahalleyi Dere Mahallesine bağlayacak olan yeni bağlantı yolu. Bu yol güzergahı çok aktif olarak hizmet verecek. Dere mahallesi alt Haypet, Atatepe çevresi ve Elit Park’da yaşayan vatandaşlarımız bu yolu kullanarak Orta Mahalleye, çarşı mahallesine kolaylıkla ulaşacaklar.

Arazi şartlarının zorluğunu da göz önüne alarak menfezlerle, istinat duvarları ve dolgularla kaliteli güvenli yol yaparak kısa zamanda hizmete açmış oluruz.” dedi.

Başkan Kocatepe, Türkiye’yi ve Artvin’i temsil etmek için 33’üncü Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi katılmak üzere Strasbourg’da gitti.

Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, 17-21 Ekim tarihlerinde Fransa’nın Strasburg kentinde yapılan 33’üncü Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresine katıldı.

4 yıl boyunca Artvin’i ve Türkiye’yi Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde yerel meclis üyesi olarak temsil edecek olan Başkan Kocatepe, 4’üncü kez kongrede yer alıyor. Kongrede gündem konularının görüşülmesinin yanı sıra kongrende göçmenler, Romanların entegrasyonu, Katalonya’daki durum gibi konuların ele alınarak kongrede ayrıca İtalya, Sırbistan ve İsviçre’deki yerel ve bölgesel demokrasinin durumuna dair izleme raporları da görüşülecek.

Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin 4 gün sürecek Genel Kurulu’nda, bu yıl 10’uncu kez düzenlenecek Roman vatandaşların entegrasyonu ve yerel demokrasiye katılımını teşvik eden “Dosta! Ödülleri” verilecek. Kongrede, Avrupa Yerel Demokrasi Haftası’nın 10’uncu yılı dolayısıyla çeşitli etkinliklere de yer verilecek.

Başkan Kocatepe, 47 ülkenin üyeliği ve seçimle gelmiş üyelerin katılımıyla Avrupa ülkelerinin sorunlarının görüşüldüğü, çözüm odaklı çalışmaların yapıldığı,  Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinde Türkiye’yi temsil eden heyet içerisinde yer alıyor.

Artvin’de,  “19 Ekim Muhtarlar Günü”, düzenlenen törenle kutlandı.

Merkez ilçeye bağlı köy muhtarları ile merkez mahalle muhtarlarının hazır bulunduğu tören, Artvin Muhtarlar Derneği Başkanı Cafer Azizağaoğlu’nun Valilik önündeki Atatürk Anıtı’na çelenk sunumuyla başladı.

Daha sonra tören,  saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti.

Vali Doğanay Muhtarları Kabul Etti

Buradaki törenin ardından muhtarlar,  Vali Ömer Doğanay’ı makamında ziyaret ederek, çiçek takdim ederek, bir süre görüştü.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Doğanay, muhtarlarının gününü kutladı.

Vali Doğanay, “Muhtarlar,  Demokrasi Zincirinin İlk Halkasını Oluşturuyor”

Artvin Valisi Ömer Doğanay,  19 Ekim Muhtarlar Günü nedeniyle mahalle ve köy muhtarlarıyla yemekte bir araya geldi.

Artvin Belediyesi Marina Ekmek Sofrası Sosyal Tesislerinde düzenlenen yemeğe, Artvin Valisi Ömer Doğanay, Artvin Vali Yardımcısı Seda Başoğlu, Artvin Vali Yardımcısı Adem Başoğlu, Artvin Jandarma Komutanı Albay Ramazan Gürler, Artvin Belediye Başkan Vekili Erkan Yazan,  İl Genel Başkanı Hasan Dilberoğlu, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Orhan Yazıcı, İl Mahalli İdareler Müdürü Filiz Özdemir, Artvin Belediyesi Muhtarlıklar Müdürü Mustafa Güner, Artvin Muhtarlar Derneği Başkanı Cafer Azizağaoğlu, kurum amirleri, mahalle ve köy muhtarları katıldı.

Vali Doğanay, burada yaptığı konuşmasında, muhtarların demokrasi zincirinin ilk halkasını oluşturduğunu söyledi.

Doğanay konuşmasının devamında; “Ülkemizde tarihi kökleri olan bir müessesenin temsilcilerisiniz sizler. Osmanlıdan bu yana tarihimizde muhtarlık müessesesi yer etmiştir. Ayrıca Anayasamızda da var. Anayasanın tanımladığı üç tane yerel yönetim var. Köy, Belediye, Özel İdaresi. Sizler bu tüzel kişiliği olan köylerin başına seçimle gelmiş milletin emanetini taşıyan insanlarsınız, mesuliyetiniz çok büyük.” dedi.

Muhtarlara ilk yardım ile ilgili seminer düzenleyeceklerini de belirten Vali Doğanay, “Sayın Cumhurbaşkanımız 2014 yılında İçişleri Bakanlığında Muhtarlarla ilgili daire başkanlığını kuran benim. Bu Muhtarlar günü ile alakalı genelgenin yazılışında ben de vardım 2015 yılında yayınlandı biliyorsunuz 19 Ekim olarak da belirlendi. Bu konuda Cumhurbaşkanımıza teşekkürlerimizi, şükranlarımızı arz ediyoruz. Yani muhtarlara gerçek manada bugünkü hürriyetini önemini kazandıran kendileridir. 2002 yılında muhtarların aldığı ücret 97 TL bugün ise Bin 503 TL. Bu farkın farkında olmalıyız arkadaşlar. Şükretmek lazım.

Cumhurbaşkanlığının verdiği toplantılara gelenleriniz olmuştur. Orada sizlerin taleplerini alırdık ve taleplerinizi illere gönderirdik.  Belediyelerde Muhtarlar Müdürlüğü kuruldu, büyükşehirlerde daire başkanlığı kuruldu. Bu yapılar tamamen muhtarların işlerini takiple görevli. En çokta taleplerin içerisinde sigortamızı devlet karşılasındı. Gerçekten de şimdi sigortanızı devlet karşılıyor. 2002’den bu yana muhtarlara hem maddi hem de manevi yönden devletimiz değer veriyor. İnşallah size verilen bu değere laik olmaya devam edersiniz.

Yaylalarımızın heba olmasını sizlerde istemezsiniz. En başta o yaylada siz ve sizlerin çocukları sahip çıkması gerekiyor. Dolayısıyla yaylalar konusunda kesinlikle taviz vermek yok” ifadelerini kullandı.

Artvin Muhtarlar Derneği Başkanı Cafer Azizağaoğlu ise muhtarlara verdiği destek ve anlamlı yemekten dolayı Vali Doğanay’a teşekkür ederek günün anlam ve önemini belirten kısa bir konuşma yaptı.

Azizağaoğlu, “Muhtarlar kutlama gününde muhtarlık ve muhtarlardan bahsetmek istiyorum. Muhtar, köy ve mahalle tüzel kişiliğinin temsili için seçimle gelen kişidir. Kökeni Arapçadır. Bir başka deyişle vatandaşla devlet arasında bir köprüdür. Muhtarlık Osmanlı döneminin 2. Mahmut zamanında 1829 yılında İstanbul’un Çatalca ve Eyüp ilçelerinde kurulmuştur.  Anadolu’da ise ilk muhtarlık Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde kurularak seçimle göreve gelen ilk kurum muhtarlık kurumudur.
Demokrasi, muhtarlık seçimleriyle 1964 yılında vilayeti umumiye kanunuyla başlamıştır. Bugün ilkemizde 31 Bin 963 mahalle ve 18 Bin 229 köy olmak üzere 50 Bin 292 muhtar görev yapmaktadır. Kuruluşundan bu yana 187 yıllık tarihi olan muhtarlık müessesi 21. Yüzyıla yakışır koşullarda hizmet etmesi için yeni bir köy ve mahalle kanununa ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde muhtarların 622’si kadın muhtardır. Buda Türkiye ortalamasının yüzde 2’sine tekabül etmektedir. Türkiye’de ilk kadın muhtar 1935 yılında Yalova’nın Gecik Köyü Muhtarı Gül Esin’i Gazi Mustafa Kemal Atatürk atamıştır.
Bu duygu ve düşüncelerimle 19 Ekim 2017 3.sü düzenlenen Muhtarlar Günü’müzü kutlar hepinize bu mutlu günümüzde bizi yalnız bırakmadığınız için teşekkür eder saygı ve sevgilerimi sunarım” dedi.

Kaçkar Turizm Birliği toplantısı, Artvin'de yapıldı.

Artvin Sofrası Toplantı Salonu'ndaki toplantıya, Artvin Valisi Ömer Doğanay, Rize Valisi Erdoğan Bektaş,  Artvin İl Genel Meclisi üyeleri Furkan Çakmak, Selman Güney, Hakkı Aytolan, İlhan Hacıoğlu, Rize İl Genel Meclisi üyeleri Ahmet Aksu, Musa Büyük, Yusuf Arısoy, Halit Duman, Artvin İl Özel İdare İşletme ve İştiraklar Müdürü Reşat Kamiloğlu ile   Rize İl Özel İdaresi Mali Hizmetler Müdürü Mustafa Gençarslan katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Vali Doğanay, turizmde Rize ve Artvin kardeşliğini vurgulayarak, kurulan turizm birliğinin amacının iki ilin turizm potansiyelini birlikte değerlendirmek olduğunu söyledi.

Toplantı, yoklama ve açılış konuşmalarının ardından, birlik üye aidatlarının belirlenmesi, 2018 yılı mali yılı bütçe tasarısının görüşülmesi,  dilek ve temennilerin ardından sona erdi.


BİLİM ADAMLARI NOKTAYI KOYDU: MADEN ARTVİN’E ZARAR VERMEZ
Uluslararası Madencilik ve Çevre Sempozyumunda Artvin Cerattepe Bakır Madenleri Gündem Konusu Oldu
Artvin Basınına Konuşan Madenciler, Ülkemizde Maden Teknolojisinin geliştiğine vurgu yaparak Madencilik Çevreye Duyarlı Bir Biçimde Gerçekleştirilebildiğini Açıkladılar
Türkiye Maden Mühendisleri Odası tarafından Muğla’nın Bodrum ilçesinde Madencilik ve Çevre Sempozyumu (İSME 2017) düzenlendi. Sempozyuma Türkiye Maden Mühendisleri Odası üyeleri, sektörün önde gelen firmalarının temsilcileri, ülkemizde madencilik ve çevre alanlarında önemli araştırmalara imza atmış akademisyenler, sektör temsilcileri, basın mensupları ve sektörle bağlantılı firma temsilcileri katıldılar. Büyük ilgi gören sempozyumda Madencilik alanında yaşanan son gelişmeler, değişen kanun ve yönetmelikler, sektörde yapılan yenilikler, madencilik çevre ilişkisi, madencilikte iletişim, madencilikte sigorta sistemi, çevre mevzuatındaki değişiklikler, madencilik orman ilişkisi gibi konular masaya yatırıldı. Artvin Basınından Gazeteciler Tolga Gül, Tarık Mutlu ve İbrahim Eksilmez’in de delegasyon olarak katıldıkları sempozyumda madencilik sektörünün önemli temsilcileri Artvin Basınına açıklamalarda bulundular. Artvin basınına konuşan maden sektörünün önemli temsilcileri madencilerin çevre düşmanı olarak gösterilmesinin büyük hata olduğuna değinerek madencilik teknolojisinin ülkemizde geliştiğini, hiçbir yerde madencilerin çevre katliamı yapmadıklarını, gelişen ve değişen madencilik sektöründe çevreye duyarlı bir madenciliğin Artvin Cerattepe dahil olmak üzere her yerde yapılabileceğini ifade ettiler.
Artvin Basınına önemli açıklamalarda bulunan maden sektörünün önemli isimlerinin açıklamalarını bu haberimizde bulabileceksiniz. Artvin’de gündem oluşturacak olan ve birbirinden değerli sektör temsilcilerinin açıklamalarını yayımlayacağız ancak öncelikle ilimizde madencilik alanında önemli araştırmalara imza atan Gazeteciler Tolga Gül ile Tarık Mutlu’nun açıklamalarını aktarıyoruz. İşte Artvinli gazetecilerin bu sempozyum öncesinde yaptıkları açıklamalar:
Gazeteciler Gül ve Mutlu’dan Açıklamalar
Tarık Mutlu: Öncelikle şunu söylemek gerekir. Bu toplantı madenciliğin, madencilikte çevrenin korunması gibi konuların kalbinin attığı bir yer. Sempozyumda duayen hocalarımız bulunmaktadır. Aslında bize maden yanlısı yaftasını yapıştırmak istiyorlar. Gazeteci Tolga Gül de buna katılacaktır, biz doğru bilgiden yanayız, doğru projelerden yanayız. Madenciliğe hayır demek, maden çıkarılmasına hayır demek aslında yaşama hayır demektir. Madene hayır demek otomobile hayır demek, elektriğe hayır demektir. Biz bu konuları hocalarımızdan öğrenip Artvin halkına daha doğru ve daha sade bilgiler vermek için Türkiye’yi karış karış geziyoruz. Nerede bir sempozyum var, nerede bir hoca var, nerede bir profesör var onlardan doğru bilgiler alıyoruz ve doğru bilgiler ile insanların karşısına çıkıyoruz.
Tolga Gül: Taraf bilgiler değil doğru bilgiler alıyoruz. Tarık Mutlu’nun da dediği gibi doğru bilginin peşindeyiz. Maden konusunda bilgisizliğin bu güne kadar Artvin’i getirdiği nokta bellidir. Bugün maden çıkıyor. Fakat halen bir kesim maden çıkmasın, şu olsun bu olsun diyor. Artık buraları geçmemiz gerekiyor.
İbrahim Eksilmez: Neden? Yargı son kararını verdi ve yatırımcı firma çalışmalarına başladı, galeriyi açtı ve cevher aramaya başladı. Neden bir kesim halen toplumu galeyana getirmeye çalışıyor ya da protestolara devam ediyor?  
Tolga Gül: Türkiye’de madencilik aleyhine bir lobi var ve bu lobiyi mutlaka dış devletler organize ediyor. Biraz bunun etkisi olabilir diye düşünüyorum.  Zira halen maden çıkmasını tartışıyorsak veya bir kesim tarafından tartışılması isteniyorsa burada zaman kaybının peşinde olunduğunu düşünüyorum. Halen biraz daha zaman kaybettirilmek isteniyor. Bu röportajlarda tarafsız insanlar tarafsız görüşlerini bildiriyorlar ve hepsi madenciliği tartışmak yerine madenciliğin şekli, yöntemi e burada sürece dahil olunmayı tartışmak gerektiğini söylüyorlar. Hocalarımız konuşurlar. Her bir hocamız hem Artvin’i hem Artvin’deki projeleri hem de Cerattepe’yi biliyor. O yüzden çok rahat çok güzel röportajlar çıkacağını göreceksiniz.
Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel: Çevreye Uyumlu Madencilik Yapmak Mümkündür
Türkiye Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, Muğla’nın Bodrum ilçesinde
düzenlenen Uluslararası Madencilik ve Çevre Sempozyumu’nda (İSME 2017) ülkemizde madencilik ve çevre uygulamaları ve de sempozyum hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Ayhan Yüksel açıklamasında; madencilik bilim ve tekniği ile madenciliğin çevresel sorunları çözebileceğine inandıklarını belirtirken çevre halkıyla, yöre halkıyla ve doğayla barışık bir halde madencilik yapabileceğini ifade etti.
Türkiye Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, “Madenler Devletin Tasarrufu Altındadır ve Kullanılmalıdır. Hedefimiz, hem madenciliğin gelişimini hem de aynı zamanda çevrenin korunmasını sağlamaktır. Biraz önce açılış konuşmasında da söylediğim gibi anayasada iki önemli husus vardır. Biri her insan sağlıklı bir çevrede yaşam hakkına sahiptir. Diğeri ise tabi kaynaklar ve madenler devletin tasarruflu altındadır, kamunun yararına kullanılmalıdır. Bu ikisinin birbiriyle alternatif olmadığını düşünüyorum. Madencilik Bilim Ve Tekniği İle Madenciliğin Çevresel Sorunlarını Çözebiliriz. Her şeye rağmen madencilik üretimi de doğru değil; çevresel nedenlerle madenciliğe hayır demek de doğru değil. Bunların birbirinin karşıt dayatması olması doğru değildir. Biz şuna inanıyoruz; madencilik bilim ve tekniği ile madenciliğin çevresel sorunları çözebileceğine inanıyoruz. Bu nedenle madenciliğin kamu yararına yapılabileceğine inanıyoruz. Çevre halkıyla, yöre halkıyla ve doğayla barışık bir halde madencilik yapabiliriz. Biz maden mühendislerine düşen de budur. Her şeye rağmen madenciliğe de karşı olduğumuzu belirtmek isterim. Çünkü bu çevrede bu doğada bizim doğal varlığımızdır” ifadelerini kullandı.
“Madenciler Hiçbir Yerde Çevreyi Katletmezler”
İSME Sempozyum Başkanı Taki Güler’den Madencilik üzerine çok önemli açıklamalar
Bu yıl 6.sı Muğla’nın Bodrum ilçesinde düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Taki Güler, sempozyum ve ülkemizdeki madencilik, madencilik ve çevre uygulamaları, madenciliğe olumsuz yaklaşım ve çevreci eylemler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Taki Güler madencilerin madenciliğin yapıldığı hiçbir yerde çevreyi katletmediklerini, çevreci yaklaşımlarla her yerde madenlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek Cerattepe’de de bir çevre katliamı olacağına inanmadığını ifade etti.
Çevre Dostu Madencilik Çevreye Verilecek Zararları Bertaraf Edebilmektedir
Madenciliğin doğaya olan etkileri hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Taki Güler, “Madencilik çevre dostu teknoloji ile çevreye zarar vermeden veya çevreye verilecek zararları bertaraf edilecek şekilde uygulanabilir. Hiçbir madenci ben çevreyi katledeceğim, buradaki yerel halkı dinlemeyeceğim, onların haklarına saygı göstermeyeceğim demez. Eminim gerekli ve yapılması gerekenler konusunda adımlar atmışlardır. Madene karşı olmak yerine maden işletmesini mercek altında tutmayı tercih etmeliyiz.
Emekli Prof. Dr. Seyfi Kulaksız’dan Madencilik Sektörüne Bakış
Madencilik denilince akla gelen en önemli isimlerden Seyfi Kulaksız ile madenciliği konuşmak olamazdı. Yolumuz Madencilik ve Çevre sempozyumuna düşmüş iken hocaların hocası olarak nitelendirilen, ömrünü madencilik sektörüne vermiş, bu alanda çok önemli araştırmalara ve bilimsel raporlara imza atmış olan Prof. Dr. Seyfi Kulaksız ile bir kez daha madencilik üzerine sohbet ettik. Hocaların hocasını bulmuş iken madencilik sektörü üzerine konuşurken sektörün sorunlarını ve Artvin Cerattepe Maden Projesi’ni Seyfi Kulaksız’a mikrofonlarımızı uzattık. Seyfi Kulaksız, ‘Artvin’de yerel insanların da bu sistemin içinde, bu insanlara böyle bir maden açıldığı zaman sosyal etkinlik açısından veya psikolojik olarak etkisi nedir sorunun sorgulanması ve iç içe olması lazım. ” diyerek Artvin halkına önemli uyarılarda bulundu.
İşte hocaların hocası Prof. Dr. Seyfi Kulaksız ile röportajımız:
Madene karşı olmak yerine maden işletmesini mercek altında tutmayı tercih etmeliyiz. Doğal olarak Karayolları bir yere yol açarken ağaçları kesmiyor mu? Karadeniz’de boydan boya yol açtı, burada ağaçlar kesilmedi mi? Kesildi. Burada da yeraltı su kaynakları da devletin tasarrufu altında. Dolayısıyla devlet bu tasarrufu istediği gibi kullanma hakkına sahiptir veya başkasına bu hakkı devredebiliyor. Burada kesilen ağaçların veya bozulan herhangi bir şey varsa zaten madenci tarafından devlete ödeniyor. Vatandaşın burada en büyük şikayetlerinden biri şu olmalı: Maden şirketi nakliye yollarında her gün sulama yapıyor mu yapmıyor mu? Günde en az bir sabah, bir öğleden sonra sulanması gerekiyor. Eğer stabilse, düz yolsa toz olayı meydana gelecektir. Benim belirtmek istediğim şu ki; madenciliğe karşı çıkmak yerine maden işletmesinin mercek altına alınması, madenciliğin çevre uyumlu doğru tekniklerin kullandırılmasına ön ayak olunmalıdır.
İstanbul Teknik Üniversitesi Hüseyin Baştürkcü: Madencilik alanında doğru bilgilere sahip olmalıyız
Emekli Prof. Dr. Seyfi Kulaksız
Madenciliğe peşinen muhalefet yapmak yanlış bir yaklaşımdır
Madencilik denilince akademik alanda ülkemizde ilk akla gelen okullardan biri hiç kuşku yok ki İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü geliyor. Hal böyle olunca Bodrum’daki Madencilik ve Çevre Sempozyumu’nda İTÜ’den bir hoca ile röportaj yapmak istedik. Sempozyumda karşılaştığımız genç ve gelecek vadeden bir isimle akademisyen Hüseyin Baştürkcü ile madencilik sektörünü konuştuk. Hüseyin Baştürkcü ile madenciliği, madencilik üzerinde oluşturulan çevreci muhalefet yaklaşımını, maden şirketlerinin halka kurması gereken diyalogu ve madencilik yapılacak bölgelerde halkın yapması gerekenleri tartıştık.
İşte o söylemler:
Halkımız tabi bir şekilde bazı durumlarda net bir set çekip karşı oluyor. Buda yanlış ama maden firmalarının da onları kesip hiçbir şekilde halkla iletişim kurmadan dertlerini anlatmadan oradaki tehlikenin ne olduğu ne olabileceğini yada ne olmadığını güzel bir şekilde anlatmaları gerekiyor. Mesela siyanür çok konuşulan bir konudur. Hakikaten zararı vardır ama bunu kontrol altına aldığınız zaman ne kadar zararsız olabileceğini, dünyada örneklerinin ne olduğunu, son teknolojinin ne olduğunu, halkın anlayacağı dilden de anlatmak gerekiyor. Halkında net bir şekilde her şeye karşı gelmesi iyi değil fakat bir bilincin oluşması anlamında da olumlu şeyler var. Cerattepe Bölgesiyle İlgili Bilgi Sahibiyim. Artvin’de birkaç sene önce Murgul’a bir iş kapsamında gitmiştik. Murgul’daki bakır tesisini biliyorum. Cerattepe yöreseliyle ilgili çok net olamasa da bilgi sahibi olabildim. Halkın tepkisini biliyorum. Fakat altın, bakır olduğu zaman daha net daha keskin tepkilerle karşılaşılıyor. Halbuki madenciliği ikiye bölersek bir o belgesellerde gördüğümüz gibi dağdan o taşların çıkartılması anlamını kastediyorum ikinci kısımda reaktiflerin girdiği kimyasalların girdiği kısmı kastediyorum. Önce yöre insanının bilinçlenmesi gerekiyor.  Bir kişiden değil birçok kişiden duyması gerekiyor.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hürriyet Akdaş: Madenciler, maden mühendisleri aslında kendisini çevreci olarak tanımlayandan daha fazla çevrecidir.
Türkiye’nin madencilik alanında önemli araştırmalara sahip isimlerinden biri olan Eskişehir Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi Prof. Dr. Hürriyet Akdaş ile madencilik ve çevre ilişkisini konuştuk. Hürriyet Akdaş: “ Madenciler, maden mühendisleri aslında kendisini çevreci olarak tanımlayandan daha fazla çevrecidir. Vatandaşlarımız madencilik konusunda bilgi sahibi olmadıkları için sektörü kötü olarak tanıyor. Ülkemizdeki madencilik algısının bilgi eksikliği sebebiyle olumsuz. Madenciliğin Türkiye’nin madenciliği yapmak zorundadır. Ülkemizin ekonomisinin yer altı zenginliklerinin kullanılmasına ihtiyacı var. Madenciler, maden mühendisleri aslında kendisini çevreci olarak tanımlayandan daha fazla çevrecidir. Madenciler, maden mühendisleri aslında kendisini çevreci olarak tanımlayandan daha fazla çevrecidir. Körü körüne madene evet de denmez körü körüne hayır da denmez. Evet, tam ortada durup izlemesi ve ilgili kurumlara da bu işi yaptırması gerekiyor. Artvin gerçekten bir doğa harikası. Devlet şöyle bir yasa çıkarsaydı, Artvin bölgesi bir milli park ve burada hiçbir şeye müsaade etmiyorum deseydi zaten oraya firma giremezdi. Türkiye’de bazı yerler vardır ki dünya mirası olduğu için hiçbir madencilik faaliyetine müsaade etmezler. Ruhsat vermezler. Artvin olayını basından izlemeye çalışıyorum. Burada yapılan projenin ayrıntılarını ben de bilmiyorum fakat projeyi çok iyi anlamak ve algılamak, ne yapılacak, nasıl yapılacak, kaç yıl sürecek ve proje bitiminden sonra hangi kademelerde eski haline nasıl dönüştürülecek? Bu konuda çevrecilerin ve Artvinli vatandaşlarımızın dikkat etmesi gerekiyor. ” diyerek açıklamalarını tamamladı.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Osman Zeki Hekimoğlu: Bergama’da madene karşı olanlar bugün orada çalışıyorlar
Bodrum’da düzenlen Madencilik ve Çevre Sempozyumunda madencilik alanında önemli araştırmalara imza atmış olan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Osman Zeki Hekimoğlu ile ülkemizdeki madencilik sektörünü ve madencilik sektörüne yapılan muhalefeti konuştuk.
İşte o açıklamalar: Öncelikle günümüzde artan teknoloji ile birlikte bazı çevre sorunlarının ortaya çıktığı bir gerçektir. Bu amaçla çevreye karşı çok duyarlı bir kesimin oluşması gerekiyor. Belki de bunların en başında maliyeciler geliyor diyebilirim. Tabi bunları yaparken bunun ölçüsünü rasyonel bir şekilde yapmak gerekiyor. Madencilik açısından irdelediğim zaman gerçekten çevreye zararlı mı değil mi, bunu öncelikle konuşalım. İnsanoğlu bütün gereksinimlerini yerine getirmek için doğada her türlü endüstriyel ve bilimsel çalışmalarını sürdürmektedir. Bunlardan biri madenciliktir. Şöyle bir örnek vereyim. Evimizde çoğu yerde tüp gaz kullanıyoruz değil mi? Bu tüp gazı dikkatli kullanmazsanız patlar. Elektrik, günümüzün vazgeçilmez enerji kaynağı fakat çıplak elle dokunursanız sizi çarpar, aşırı akım yüklerseniz yangın çıkarır. İnsanlık için büyük bir kolaylık olan uçaklar küçük bir önlem alınmazsa düşer. Siz çöpleri sokağa dökerseniz sokak kirlenir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu şu anlama geliyor. Her şey yarar getirirken yanında bazı sakıncaları da geliyor. Depremde de böyle, deprem öldürmez tedbirsizlik öldürür diye bir deyim var. 1999 yılından Körfez depreminde 10 binlerce insan yaşamını yitirdi.  Aynı şiddette depremler Japonya’da nerdeyse her gün oluyor fakat bu kadar insan ölmüyor. Önlem alırsanız insan ölmez. Madenciliğe geldiğimizde ise Türkiye’de bugün madencilik konusunda ne yazık ki çok kötü bir önyargı var. Elbette çevreci olmak hepimizin büyük bir ödevidir. İnsanlık borcudur. En azından kendi çıkarlarımızı düşündüğümüzde bile bunları açıkça ifade edebiliriz.  Diğer sektörler değil de madenciliğe niye bu kadar hücum var. Dünyanın değişik üniversitelerinde de dersler verdim ve bunu dile getirdim. Şimdi şöyle bir örnek verelim. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden Avustralya, Kanada değil mi? Cevap evet. Peki Avustralya’nın ekonomisi neye dayanıyor? Madenciliğe dayanıyor, Kanada’nın ise altın madenciliğine dayanıyor. Çevrecilerin çevreye olan duyarlılıklarına bir şey demiyorum. Nitekim çevreci olmak güzel bir şeydir. Ancak başta da arz etmek istediğim gibi burada amacınız ne? Çevre derken neyi kast ediyorsunuz. Neden Kanada’da Avustralya’da altın madenciliği zararlı olmuyor, dünyanın en keskin çevrecileri oradadır. Çevre ile ilgili bütün yönetmeliklerin, bütün mevzuatların, yasaların çıkarıldığı ilk yerler oralardır. Zararlı olsa oralarda çıkarılmazdı. Bir defa altın neden zararlı olsun?
Doç. DR. Bayram Erçıkdı: Patlayıcı maddenin çevreye duyarlı bir şekilde tasarımını, düzenini, planını yaparak patlatılması durumunda hiçbir şekilde çevreye karşı bir problem oluşturmamaktadır.
Bu yıl 6.sı düzenlenen Uluslararası Madencilik ve Çevre Sempozyumu’nda madencilik alanında uzman isimlerin Artvin basınına verdiği röportajlar madencilik alanındaki bilgi eksikliğini giderecek cinsten. Yine alanının önemli isimlerinden Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Madencilik Bölümü’nün önemli hocalarından Doç. Dr. Bayram Erçıkdı ile kendi alanındaki patlatma teknolojileri üzerine konuştuk. İşte o röportaj: Ülkemizde Patlatma Teknolojisinde Çok İyi Uygulamalar Yapılıyor
Öncelikle böyle bir imkanı sağladığınız için teşekkür ediyorum. Tabi patlatmalar her yerde uygulanıyor. Dünyada hemen tünellerin 5 metre altından patlatma ile tüneller açılıyor. Binaların altına baktığınızda hemen 5 metre altından patlatma yaparak hiçbir yere zarar vermeden tünelleri açabiliyorsunuz. Dolayısıyla bizim de ülkemizde benzer uygulamalarımız mevcut. Patlatmalara baktığımızda insanlar bir kere patlayıcının adından korkuyor. Biz burada patlatma yapıyoruz dediğimiz zaman, burada patlayıcı madde mi kullanıyorsunuz şeklinde daha baştan bir endişe ile yaklaştıklarını görüyoruz. Kayaların kırılmasında bugün en ekonomik yöntemlerden bir tanesi patlayıcı madde kullanımıdır.
Doç. Dr. Gülsev Uyar: Ülke olarak patlatma teknolojini yakından takip ediyoruz
Türkiye’nin patlatma teknolojileri alanında önemli akademisyenlerinden biri olan Hacettepe Üniversitesi Madencilik Bölümü’nden Doç. Dr. Gülsev Uyar ile Bodrum’da gerçekleştirilen Madencilik ve Çevre Sempozyumunda karşılaştık. Böylesine donanımlı ve ülkemizdeki bir çok şirketin patlatmalar konusunda desteğini aldığı bir akademisyeni görmüşken de ülkemizdeki madencilik alanında patlatma teknolojisi üzerine sohbet ettik. Doç. Dr. Gülsev Uyar, “ Patlatmalarını iyi yapmalı ki üretim maliyetleri daha az olsun hem de daha fazla hem de daha hızlı olsun. İleriye doğru gidiyoruz. Gediğimiz noktaya seviniyorum, iyiye doğru gidiyoruz. Patlayıcıyla çok fazla şeylere de zarar verebilir ama kontrollü yapıldığında gayet düzgün bir şekilde hem yer altında hem de yer üstünde işimizi de yapabiliriz. Eskiye göre çok daha iyi bir yol aldık. Teknolojiyi yakından takip edebiliyoruz. Şirketler neden daha fazla patlayıcı kullanmak istesin ki. Maalesef öyle bir yanılgı var. Çevre yerleşim yerlerindeki halkımızı bilinçlendirmek gerekiyor. Hayır hayır, şirket neden daha fazla patlayıcı kullanmak istesin ki. Maalesef öyle bir yanılgı var. Çevre yerleşim yerlerindeki halkımızı bilinçlendirmek gerekiyor. Fazla patlayıcı kullanmak işletmenin işine gelen bir şey değil. En uygun, en az patlayıcı ve en az delik ayısı ile işini yapmaya çalışıyor zaten. Bunu yapabiliyorsa kendi üretimini en ekonomik bir şekilde yapacaktır. Dolayısıyla bu çevresel problemler en aza inecektir. Biz derslerimizde öğrencilerimize hep bunu anlatıyoruz. En ekonomik ve en güvenilir bir şekilde delme patlatma nasıl yapılır? Bütün işletmenin ABC’si buradan başlıyor. Bunu yapabildiğinizde bu sıkıntılar olmayacak. Patlayıcı miktarını azaltmak tabi ki işletmenin de işine gelecektir. Mesela bizi çağırdıklarında, siz geldiniz az patlattılar,  az çıktı titreşim diyorlar. Öyle bir durum yok. Maalesef bilinçlendirilmediği için, belki bunda bizim de suçumuz var, biz öğrencilerimize anlatıyoruz ama belki yerel medyada böyle anlatmak gerekiyor. Herkes öyle zannediyorlar, faz patlayıcı kullanıyorlar, siz gittikten sonra patlatıp çatlatıyorlar. Öyle bir durum yok aslında. İleriye doğru gidiyoruz. Gediğimiz noktaya seviniyorum, iyiye doğru gidiyoruz. İleriye doğru gidiyoruz. Gediğimiz noktaya seviniyorum, iyiye doğru gidiyoruz. Eskiden sorun var, şikayet var, hatta davalık olmuş. Ya bilirkişi olarak gidiyorduk kim haklı, buraya zarar veriliyor mu verilmiyor mu diye. Ya da karşı taraf şirkete dava açmış, onların talebiyle gidiyorduk. Gelinen nokta çok hoşuma gidiyor. Artık firmalar daha sıfırda, işe başlayacakları zaman gelip, hocam bu işi bir organize ediniz, en doğrusunu gösteriniz, hem kontrollü bir şekilde hem de etrafa zarar vermeden, biz de en az patlayıcı ile en uygun delik ayısı ile en az maliyetle bu işi götürelim. Sıfırdan yaptığımız zaman bu projeleri daha çok seviyoruz. O zaman her taraf mutlu oluyor ve sürekli hem titreşimleri, hem hava şokunu hem de gürültü problemi var mı yok mu diye takip edilecek bir kontrol mekanizması geliştiriyoruz. Sıkıntılar olmuyor. Şirketler bu algıya ulaşmaya başladı. Patlayıcıyla çok fazla şeylere de zarar verebilir ama kontrollü yapıldığında gayet düzgün bir şekilde hem yer altında hem de yer üstünde işimizi de yapabiliriz.
Maden insanlığın olmazsa olmazıdır
Sektör Temsilcileri, Madenlere Neden İhtiyaç Duyulduğunu Anlattılar
Bodrum’da gerçekleştirilen Madencilik ve Çevre Sempozyumuna katılanlar sadece bilim adamları, maden mühendisleri ve maden şirketleri temsilcileri değildi elbette. Sempozyuma Türkiye’nin sanayi sektörünün temsilcileri de katıldılar. Sempozyuma katılan sanayi şirketlerinin temsilcilerinden ikisi ile madenlere neden ihtiyaç duyulduğunu, ülkemizin madenlerini neden değerlendirmesi gerektiğini konuştuk.
Madenler Ülkemizin Geleceğidir. Zengin Topraklarda Fakir Olarak Yaşayamayız
Sektör temsilcilerinden Ermaş Mermer Firması adına sempozyuma katılan Mustafa Ercan ile görüştük. Ercan, Artvin basınına madenlere neden ihtiyaç duyulduğunu anlattı. İşte o röportajımız:  Madensiz Bir Hayatın Mümkün Olmadığını İnsanlarımıza Anlatmamız Gerekiyor
Ülkemizde madencilik sektörü ile ilgili çok fazla bir bilgi eksikliği var. Madensiz bir hayatın mümkün olmadığını insanlarımıza anlatmamız gerekiyor. Madencilikle paralel olarak medeniyetler, insanlıklar ve uygarlıklar gelişme göstermiştir. Bugünkü şartlarda da madenciliğe karşıyım diyen insanların arabaya, otomobile, uçağa binmemesi, televizyon seyretmemesi, apartmanda veya evde yaşamaması lazım. O yüzden maden insanlığın olmazsa olmazıdır. O yüzden televizyon programları aracılığıyla, basın ve medya aracılığıyla Türkiye’de madenciliğin olmazsa olmaz bir sektör olduğunu uzmanlarca anlatılması gerektiğine inanıyorum. 15 dakika elektriksiz kalmaya hiç kimsenin tahammülü yok ancak elektriğin elde edildiği tüm yöntemlere de karşıyız. Mermer’de bir madendir, çıkarmayalım mı? Halkımızın yanlış bilgilenmesi bizleri olumsuz etkiliyor. Madencilik ulusal bir politikadır. Devlet istemezse madencilik olmaz. Ya da madenler işletilsin mi işletimesin mi diye halkı bir referanduma tabii tutmak lazım. İşletilecekse tabi dünya standartlarında uygar ülkelerde olduğu gibi devlete ait olan madenleri işleterek ekonomimize girdi sağlayıp kalkınmamızı sürdürmeliyiz.





İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.