Ağustos 2017

Adliye Haberleri afad aile hekimliği AK Parti akarsu Anne araba Ardanuç Arhavi Artvin Artvin Adliye artvin belediye başkanı Artvin Doğa Gezginleri artvin haber artvin ibrahim ince Artvin İl Emniyet Müdürü artvin kaza Artvin sınır kapısı artvin trafik kazası artvin valisi Artvinedair atama ayı Baraj Basın Bebek belediye meclis toplantısı boğa güreşleri Borçka Borçka haber Borçka Karagöl Cankurtaran cemiyet cerattepe cezaevi CHP cumhurbaşkanı erdoğan Çevre Çevre ve Şehircilik Bakanı çoruh nehri Çöp Demirhan Elçin Doğa dsi Duyurular eğitimsen emekli Emniyet müdürü enelli rampası engelli Erkan Balta erzurum Etkinlikler Eyüp Aytekin Festival firari Firma Rehberi Fotoğraflar Gazeteci Gezi Gökçen ailesi Gönüllü gündem gürcistan halk oyunları Hava Durumu haziran heyelan Hopa ibrahim ince içme suyu iftar jandarma kaçak Kafkasör kamyon kano kara yolu karadeniz karayolu Kaymakam Musa Göktaş Kaza Kemalpaşa Kocaeli köpek Kutlama maden marant Mehmet Selvi Meme memur sen Milletvekili Murat Kurum Muratlı barajı Muratlı Sınır Kapısı Murgul Müzikler narkotik navigasyon nöbet offroad ölü ölüm Ramazan Ramazan Bayramı ramazan bayramı mesajı recep tayyip erdoğan Rize Sağlık sağlık ocağı sandık Sarp Sınır Kapısı seçim Sel Sinan Ergen Sinema Rehberi Sonbahar su sorunu Süt Şavşat Şavşat Karagöl Şavşat Sonbahar Tatil tekerlekli sandalye THOF trafik kazası tursit tünel Türkiye Şampiyonası Uğur Bayraktutan Vali vali yılmaz doruk Videolar vuslat Yağış yaralı yayla Yeni Yerleşim Yılmaz Doruk yol Yusufeli yusufeli barajı zeki alkan zincirleme kaza Ziyaretçi

Cengiz Holding, çevre eylemleri ile gündeme gelen Artvin’deki Cerattepe bakır madeninin kapılarını basına açtı. İki ay sonra üretime başlayacak olan madende cevhere 100 metre kaldı. Maden için 15 hektarlık alanda çalışan şirket, toplam 3 bin 500 ağaç kesecek. Şirket ayrıca, 4 bin 406 hektar olan arama ruhsatından yerleşim yeri, turizm bölgesi ve içme suyu kaynaklarının olduğu 2 bin hektarlık alanın çıkarılması için Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne başvuru yaptı.
Bu bölümde maden şirketi tarafından yazılanlar tamamen gerçek dışı. Hiçbir maden şirketi ruhsat alanını azaltmaz. Bu daha az maden çıkaracağım demektir. Oysa böyle bir amacı da olamaz. Alan küçülürse çalışma süresi kısalmayıp da nasıl uzayıp 20 yıl oluyor, kimi kandırıyorlar?
Toplam 3500 ağaç kesilme işi ise başka bir büyük aldatmaca. Çünkü bu 3500 sayısı şirketin ücreti mukabili hazırlattığı ÇED Raporu ile şirketlerin kendi tanıtım broşürlerinde belirtildiği gibi maden alanı dışındaki teleferik hattının geçtiği güzergahta kesilmesi öngörülen yaklaşık 9500 ağacın büyük boylu 3500 tanesi için verilen sayıdır. Diğer yandan ÇED Raporunda sayfa 83’de belirtildiği gibi madencilik faaliyetleri için sadece Cerattepe bölgesinde kesilecek ağaç sayısı en az 50300 adettir. Bu 50300 ağaç, tekrar ve üzerine basa basa belirtelim ki ÇED Raporu 20, 22, 23. ve diğer pek çok sayfada tekrarlandığı üzere toplam 31,8 hektarlık faaliyet alanı için belirlenmiş sayıdır. Oysa ruhsat alınan alanın büyüklüğü, bildiğiniz üzere tüm Cerattepe, Kafkasör ve Genya dahil olmak üzere 4 bin 406 hektardır. Varın tamamen ormanlarla kaplı bu alanda kesilecek ağaçları siz hesaplayın. Şirket elbette küçük küçük alanlarda çalışıyoruz diyerek olumsuz etkilerin gözden kaçırılmasına çalışıyor. Diğer yandan Şirket, 22 hektar diye belirttiği bu faaliyet alanı için  Maden İşleri Genel Müdürlüğüne (MİGEM) başvurarak işletme iznini 240 hektara neden çıkarma gereğini neden duydu. Bu alanda herhalde Artvinliler için horon pisti yapmayacaktır. Yeşil Artvin Derneğinin bu konuyu mahkemeye taşıdığını da burada belirtmekte yarar var. Herkes biliyor ki böylece yavaş yavaş, gizli gizli alan büyütülecek, her yer maden sahası haline gelecektir.
Şirketin su kaynaklarının içinde olduğu bölüm ile yerleşim alanları ve turizm alanları olan bölümü çıkarıyoruz demesi ise epey komik kalıyor. Çünkü Yeşil Artvin Derneği ve bu konuda yazı yazmış tüm bilim insanları suların kirleneceğini söylediği zaman şirket; kirlenmeyecek diyordu. Turizm alanı önemli dediğimizde şirket bunu da önemsememişti. Hele burada halk yaşıyor, tarım alanları var dediğimizde ÇED Raporunu yazan paralı kalemşör sözde bilim insanları burada tarım alanı yok demişlerdi. Şimdi şirket suyun kirleneceğini anlamış, turizmin ve yerleşim alanlarının biteceğine kanaat getirmiş olmalı. İşte bu bizim haklılığımız ortaya koyan en net belgedir.
Artvin’i ve çevreyi koruma içgüdüsü ile başlayan madene karşı çıkışın hiçbir temele dayanmadığını anlatan Eti Bakır Genel Koordinatörü Ünsal Arkadaş, “Sizin de gördüğünüz gibi maden ve su kaynakları ayrı dağlarda. Çalışma yüzey suyuna hiçbir zarar vermiyor. Yeraltı suları ise çökeltme havuzlarında dinlendirildikten sonra biyolojik arıtma sürecinden geçirilip sonra deşarj edilecek. Herkesin içi rahat olsun” açıklamasını yaptı.
Maden ve su kaynakları şirketin yukarıda söylediği gibi ayrı dağlarda değil. Aynı mikro havza içindedir (Alttaki şekil)
Inmet Mining Şirketinin 2004 yılında dağıttığı broşürdeki drenaj haritası
Hatta Belediyenin su aldığı toplam 33 kuyudan 18’i maden ruhsat sahası içerisinde kalmaktadır ki bu durumu şirketin kendi hazırladığı haritada görmek mümkündür. “ Çalışma yüzey suyuna zarar vermiyor” sözü de geçerli değil. Belli ki bu Arkadaş, yüzey suyunun da yer altı suyunun da biri birine karıştığından habersiz. Yine yüzey sularının dışarıda depolanacak olan binlerce ton cevherden kirleneceğini de mi bilmiyor. ÇED raporunda ve para ile yaptırdıkları diğer rapor müsveddelerinde bile bu konuda endişeler olduğu görülmektedir. Hepsi bir yana madem sular kirlenmiyor, şirketin açıklamasının hemen başında “su alanını ruhsat alanından çıkarıyoruz” sözü, “herkesin içi rahat olsun” sözleri neden söylenmektedir. Belli ki şirket bile bu konuda ikna olmamış, böyle yalpalı sözler sarfediyor. İlgili Arkadaş belli ki bu işin erbabı değil.
Binlerce kamyonun ormanda maden taşıyarak faunaya zarar vereceği ve çevreyi kirleteceği iddialarına da cevap veren Arkadaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Kamyonlar otoyolda nasıl bir tünele giriyorsanız öyle bir tünelden yer altına inecek. Oradan aldıkları madeni tünelin girişindeki teleferiğe taşıyacak. Yerin üstünde çalışmayacaklar.”
Bu açıklamalar da çok ilginç ve inandırıcılıktan uzak. Yine istedikleri gibi yazdırdıkları ÇED Raporunda ve ilgili broşürlerde günde 100 kamyonun trafiğe çıkacağı söylenirken, galerilerden yıllık 500 bin ton cevher çıkartılıp bunun sadece 292 bin tonu teleferikle (kapasitesi 292 bin ton/yıl) taşınabileceği açıkça belirtilirken, bu Arkadaş insanların gözünün içine baka baka gerçekleri saklıyor. Tıpkı şirketin biz galeri madenciliği yapacağız deyip pek çok şeyi saklaması gibi.
Cerattepe’de 50 bin ağaç kesileceği ve dünyanın 100 büyük ormanından birisinin bitirileceği iddialarına da cevap veren Arkadaş, “Sadece 3 bin 500 ağaç kesilecek. İnşaat sahası üzerindeki yüzey toprağı sıyrılacak ve depolanacaktır. Madenin faaliyetinin sona ermesinin ardından bu toprak geri serilecek ve bölge ağaçlandırılacaktır. 3 bin 500 ağacın en az 10 katını bölgeye dikeceğiz. İddialar gerçeği bilmemekten ve Artvin’i koruma içgüdüsünden kaynaklanıyor” dedi.
İşte büyük bir ormancı olduğunu iddia eden Arkadaşın bir büyük gafı daha. Ne yeşil Artvin derneği ne de ilgili bilimsel raporların hiç birinde “100 büyük orman” diye bir bahis yoktur. Ne demektir 100 büyük orman? Bu tamamen şirketin bilimsel sözleri anlayacak bilgiden yoksun olmasından ve sözleri çarpıtmasından kaynaklanan bir zavallılıktır. Şöyle ki; Yeşil Artvin Derneği raporlarında şunlar denmektedir. “Avrupa’da biyolojik çeşitliliği bakımından önemli ve korumada öncelikli 100 orman sıcak noktası (100 Forest Hotspots) belirlenmiştir. Bunların 9 tanesi Türkiye’de bu 9 tane yöreden 2’si de Doğu Karadeniz’dedir. Bu iki alandan biri Artvin ilindedir. Cerattepe ve Kafkasör ormanları da bu korunması gereken özel doğal yaşlı orman sisteminin bir parçasıdır, devamıdır”. Burada 100 büyük orman alanı lafını çıkarabilmek şirketin ve ilgili Arkadaş’ların özel çarpıtma hünerlerinden kaynaklıdır. Kesilecek ağaç sayısına tekrar dönecek olursak, bu sayılar yani kesilecek 50300 ağaç sayısı ÇED Raporunun içinde sayfa 83’de mevcuttur. Sürekli söylenen 3500 ağaç ise Teleferik Hattı için yapılan diğer ÇED raporunda belirtilmiş toplam 9500 adet ağacın bir bölümü olan 3500 ağacın sayısıdır. Bu sayılar tamamen şirket tarafından kamuoyuna resmi belgelerle açıklanan ağaç sayılarıdır.  İşte bunlardan biri olan Bakır Madenciliği ÇED Raporunun 83. Sayfasının bir bölümü kesilerek aynen buraya yapıştırılmıştır.

Kaldı ki 3500 ağacın en az 10 katını dikeceğiz sözü ne komik ve ne bilim dışı bir açıklamadır. Hangisinden başlasak acaba. Yalan sayısı düzeltilemeyecek kadar çok. 
1- “Yüzey toprağı sıyırılacak ve depolanacaktır” deniyor. 15 gün önce alan 18 gazeteci eşliğinde gezildi. Yüzeyden sıyırılmış bir kg bile toprak depolanmamıştır. Bu hiç bir maden şirketinin asla ve kat’a yapmadığı bir uygulamadır. Madencilik başlayınca alan ve çevresi o hale gelecek ki ne toprak eski toprak, ne taş eski taş olacaktır. İşte şirketin iyi işletmecilik yapıyoruz dediği Murgul hemen yanı başımızdadır. İnanmayan oraya bakabilir.
2-“3500 ağacın en az 10 katını dikeceğiz”. İşte en komik madenci yatırımı. 10 katını dikeriz demekle insanları kandıracaklarını zannediyorlar. Diyelim ki yapacaklar. 3500 ağacın 10 katı 35 bin fidan eder. Öyle ya ağacı kesip ağaç dikilemeyeceğine göre fidan dikilecektir. 35000 fidan Artvin şartlarında kaç hektar alana dikiliyor hesaplayalım. 1 hektara Cerattepe şartlarında ortalama 2500-2660 fidan dikilmektedir. Yani 4 m2 ye 1 fidan. Şartlara göre bu sayı biraz artar ya da azalır. Özetle 35 bin fidan, topu topu 14 hektar alanı ağaçlandırabilir. Biz, madencilerin bu işte de göstermelik davranıp hektara 3500 fidan dikme planı olduğunu varsaysak, 35 bin fidan için 10 hektar alan ağaçlandırılabileceğini kolayca anlarız. Gördüğünüz gibi abarta abarta 10 katını dikeriz diyorlar ya bu komik ötesi bir rakam aslında. Oysa kesilen devasa ağaçlar, kaybedilen ise yaşlı ormanlar. Yerine fidan dikerek orman elde etmeniz için, hele Cerattepe ya da Kafkasör gibi yüksek rakımdaki ormanları elde etmeniz için 250-300 yıl beklemeniz gerekecek, hani şirket sözünde de durursa!
3- “İddialar gerçeği bilmemekten ve Artvin’i koruma içgüdüsünden kaynaklanıyor”Arkadaş böyle diyor. Bu ne demektir? Gerçeği bilmemek, yani ormanı bilmemek, fidanı bilmemek. Oysa kimin bilmediği yukarıda açıkça belli edildi. Diğer söz ise başka bir garabet. “Koruma içgüdüsü” diyor madensever Arkadaş. Oysa bilmesi gerekir ki içgüdü ile hayvanlar davranışlarını belirler. Bizler 25 yıldır, “Koruma”, Artvinlilik” ve “Vatanseverlik” ne demektir tüm şirketlere anlattık; bilimle ve hukukla, ama içgüdüleriyle gelenler ağızlarının payını alarak döndüler, geldikleri gibi gittiler, bu böyle biline Arkadaş…
Cerattepe’de altın çıkarma projeleri bulunmadığını ifade eden Arkadaş, “Bakır madenini çıkarma ve taşıma dışında Cerattepe’de başka tesis olmayacak. Zenginleştirme işlemi yapılmayacağı için siyanür havuzu da kurulmayacak. Maden çıkarıldıktan sonra Samsun’a taşınacak ve orada bulunan tesislerimizde işlenecektir. Olmayan siyanür havuzunun Artvin’e zarar vermesi mümkün değildir” diye konuştu.
Madencilerin bu açıklamaları da diğerleri kadar ilginç. Çıkarma ve taşıma dışında projeleri yokmuş. Zenginleştirme yapılmayacakmış… Çok ilginç yani toprak altından çıkarılan malzeme mi götürülecek? Elbette hayır. Murgul’a neden taşınıyor o zaman. Halkı bu denli kandırmak önceki yabancı şirketlerin bile tevessül etmediği bir yöntemdi, bunlar için her yol mubah. Bakırda zenginleştirme siyanürle mi yapılacaktı ki? “Altın çıkarma projeleri bulunmadığını” söylüyorlar. Herkes biliyor ki altın madeni için ÇED bile Bakanlığa verildi hem de 2 yıl önce. Bu da kapak sayfası.
Altın Madeni için verilen Açık İşletme Projesi ÇED Dosyası
Bu nasıl bir aldatmacadır. Üstelik en zengin bakır tenörlü (%9,5) rezervin yaklaşık beşte biri Cerattepe’deki altın rezervinin dibinde duruyor. Altın madeni çıkarılmayacak demek büyük bir yalandır çünkü yüzeye çok yakın olan altın rezervi için devasa bir çukur açılarak açık işletme yapılacak, sonrasında da çukurun hemen altındaki bakır alınacaktır. Buradaki bakır epey yukarıda, yüzeye yakın olduğu için kapalı galeri ile alınamıyor, açık işletme ile alınacak. Asıl mesele de budur aslında. Diğer büyük hacimdeki bakır ise mecburen galeri sistemi ile alınmak zorunda çünkü çok derinde bulunuyor. Yani madenciler, Artvin’liyi düşündükleri için değil, zorunluluk olduğu ve 25 yıl önce planlandığı ve söylendiği gibi yer altı işletmesi yapmak istemektedir. 
1995 yılında COMINCO şirketinin dağıttığı broşürdeki bakırın çıkarılma bilgisi

Üretim şeklini değiştirdi işletme süresini 20 yıl istedi
Madende tüm kuralların harfiyen yerine getirildiğini ifade eden Eti Bakır Genel Koordinatörü Ünsal Arkadaş, maden sahasının daraltılmasını istediklerini ve böylece ruhsattaki 4 bin 406 hektarlık alanın 2 bin hektarından vazgeçtiklerini söyledi. Arkadaş, “Vazgeçtiğimiz 2 bin hektarlık alanda yerleşim yerleri, su kaynakları ve turizm alanları yer alıyor. Ben de Artvinliyim ve Artvin’i herkes kadar düşünürüm. Ülkemi de düşünürüm. Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne geçen yıl resmi başvurumuzu yaptık. Kendi isteğimizle vazgeçtiğimiz 2 bin hektarlık alanda bırakın maden çıkarmayı arama bile yapmayacağız. 4 bin 406 hektarlık alanın sadece 15 hektarında kapalı alanda madencilik yapılıyor” dedi.
Bu açıklamalar da yukarıda yapılanların tekrarıdır. Söyleyecek doğruları olmayanlar, söylediklerinin inandırıcı olmadığını düşünenler daima aynı şeyleri tekrar ederler ki karşısındakileri ikna edebilsinler. Diğer deyişle “mutlak inkar hikayesi”.
Şirketin yaptığı başvuruda, “Yerel ve ulusal hassasiyetler göz önünde bulundurularak işletme yönteminin değiştirilmesi gerekmiş, buna bağlı olarak ilk etapta açık ocak olarak planlanan projenin, yeraltı işletme yöntemine dönüştürülmesi gerekmiştir” ifadeleri yer aldı. Şirket, başvuruda bu üretim ve taşıma şekli değişikliği nedeniyle üretimin sözleşmede öngörülen sürede bitirilemeyeceği için işletme süresinin 10 yıldan 20 yıla çıkarılmasını istedi.
Bu yalanlara cevap vermekten bıksak bile kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve yanıltılmasını önlemek gibi bir misyonumuz var. 1- İşletme yöntemi asla ve asla değiştirilmemiştir. Eğer böyle deniyorsa yeni ÇED alınması mutlak zorunluluktur ve şirket kendini ifşa etmektedir. Eğer kendileri böyle bir karar alabiliyorsa yarın kesinleşmiş taahhütlerine uyma garantisinin olmayacağı açıktır. 2- İlk etapta açık işletme planlanmamıştır. Açık işletme sadece altın ve hemen altındaki bakır rezervi içindir. Altın için de ÇED bakanlığa sunulmuştur. Bu da altın işletmeciliğinin kesin olarak yapılacağının kesin delilidir. Kaldı ki bu tartışmalar arasında büyük yekün tutan gümüş ve çinko için hiç bir değerlendirme yapılmaması da ilginç değil midir? İşletme süresinin 10 yıldan 20 yıla çıkarılması ise  tam bir safsatadır. Hem alanın % 50’sinden vazgeçiyorum, hem de süreyi 20 yıla çıkarıyorum demenin Türkçe tercümesi tam da şudur: Biz şimdilik ruhsat alanının yarısını işletsek ancak baş ederiz ki bu en az 10 yılımızı alır. Kalan bakır bölümü ve altın-gümüş işletmesi için bir 10 yıl da buna lazım, işte size 20 yıl.
2.7 milyar dolarlık maden
Madenin 14 yıl işletileceğini ve yıllık 500 tonluk maden işleyeceklerini de vurgulayan Arkadaş, “Bu madenden toplam 20 bin tonluk saf bakır elde edilecek. Türkiye’nin yıllık bakır tüketimi 450 bin ton. Üretimi ise 100 bin ton. Her yıl 4 milyar dolarlık bakır ithal ediyoruz. Bizim madenimizden 14 yılda çıkacak bakırın ekonomik değeri, bugünkü fiyatıyla 1.5 milyar dolar. En azından 1.5 milyar dolarlık bir ithalatın önünü kesmiş olacağız. Madende altın da var ama bir proje yapmadık onun için. Bunun toplam değeri de 1.2 milyar dolar” dedi. Arkadaş, madende 387 kişinin istihdam edileceğini ve yıllık 500 bin ton cevher üretileceğini de anlattı.
Tutarsızlıklar bu paragrafta da devam etmektedir. Hem madenin 20 yıla çıkarıldığını söylüyorlar hem de burada 14 yıl süreceği belirtiliyor. Gerçek hangisidir belli değildir. ÇED Raporu sayfa 11’de “Projenin süresi, ilk iki yıl hazırlık ve ön çalışma olmak üzere toplamda 14 yıl” olarak belirtilmektedir. Burada iki soru ortaya çıkıyor. 1- Şirket biz kısa süre burada değiliz, işe girenler uzun süre çalışacak demek istiyor ve kamuoyu desteği sağlamaya çalışıyor 2- Buradaki rezerv kamuoyunun bildiğinden fazla ve bu başka konularla örtülüp saklanmaya çalışılıyor. Ey güzel ülkemizin güzel halkı, sevgili Artvin’liler. Her paragrafı birbiriyle çelişkili olan ve bir basın duyurusunu bile layıkı ciddiyetle kaleme alamayan şirket, madencilik yaparken hangi hayati işlemi layıkıyla yerine getirebilecektir. Bu şirket mi Artvin ve doğal kaynaklara zarar vermeyecek, bu kişiler mi insanımızı koruyacaktır. Verilen rakamların bile tutarsızlığına şaşırmamak elde değil. Önceleri 80-90 kişi, ÇED raporunda 100 kişi, broşürlerde 137 ve en son ÇED raporunda 187 kişiyi istihdam edeceğini söyleyen şirketin suyuna derelere attığı kimyasal mı kaçtı da işçi sayısını bir anda 387 kişiye çıkardı. Oysa ÇED Raporunun 40. sayfası ise başka türlü diyor.
ÇED Raporu Sayfa 40
Ayrıca ÇED raporu sayfa 51’de kullanılacak teknik araçların sayısı verilmektedir. 25 kamyon dışında 51 değişik araç listesi verilmiştir. Bu araçlar vardiya usulü çalıştırılsa en az 100 kişiye ihtiyaç vardır ki bunlar zaten şirketin kendi araçları olduğu için muhtemelen şirketin kendi sözleşmeli/kadrolu elemanları olacaktır. Kalan 83 kişinin önemli bir miktarı da teknik (mühendis vb) ve yönetici sınıf olacağına göre kalan istihdam açığı iki elin parmaklarını geçmeyecek ölçüde düşük olacaktır. Bu durumda 387 kişi muhtemeldir ki ÇED’de yazan 187’nin yanlış okunmasıyla 387’ye çıkmış olmalıdır. Zaten Şirketin çalıştıracağı kişi sayısı da ÇED Raporu 79 ve 80. Sayfalarda açıklanmaktadır. 
Özetle; Artvin’li maden işinden istihdam beklemesin, kendileri ile oyun oynanmasına ve duygularının sömürülmesine meydan vermesin. İşte en acayip örnek: Maden şirketinin güler yüzlü yöneticileri yaklaşık 9 bin kişinin iş için başvurduğunu aslında işsizlikle ve işsizlerle dalga geçer gibi ve gururla anlatmaktalar gazetecilere. Bu yalan bir tarafa başvuru sayısının yüksekliği de inandırıcılıktan uzak, çok abartılı bir rakamdır. Ayrıca madem 387 kişi alacaklar şirket, kalan 8613 işsize ne cevap vermeyi düşünmektedir. Onları bizden çok düşündüklerine göre kalan işsizlerimiz için de iş bulmayı düşünüyorlar mıdır?
Yeşil Artvin Derneği, 31 Ağustos 2017

Artvin’in Yusufeli İlçesinde yapımı devam eden Baraj çalışmasında ihmaller yüzünden meydana gelen olaylardan  Mutlugün köyü sakinleri dertli.Artvin’in Yusufeli İlçesinde yapımı devam eden Baraj çalışmasında ihmaller yüzünden meydana gelen olaylardan  Mutlugün köyü sakinleri dertli.

Yapımı devam eden, Yusufeli barajı çalışmasının bir bölümü Yusufeli Mutlugün köyü Uysallar mahallesi devam ediyor. Ana firma tarafından Mutlugün Köyü uysallar mahallesinde yapılan baraj tünelinin çalışması sırasında bazı evlerin üzerine hatta içine taş düşüyor.

Yapılan çalışma sırasında patlatmadan yada iş makinelerin yaptığı açık kazı sırasında meydana geldiği tahmin edilen olay facianın eşiğinden dönüldü. Bölge sakinlerinden Ömer Boyacı’ya ait olduğu öğrenilen evin içine büyük bir taş kütlesi düştü. Şans eseri evin içinde kimsenin olmaması büyük bir facianın önüne geçti.

Olayın ardından bölgede yaşayanlar Jandarma ekiplerini olay yerine çağırarak tutanak tutturdular. Savcılığa suç duyurusunda bulunakların ifade eden bölge sakinleri dertli.

Bölgede yaşayanlar bunun ilk olmadığını sürekli yaşadıkların belirterek, ne sulama sularımız kaldı nede tarım arazilerimiz. Her yer toz duman, nasıl ne zaman hangi saatler çalıştıklarını bilmiyoruz. Gece ses gündüz toz duman yolarımız ise perişan dediler.



Artvin Belediyesi Aş Evine Kurban Paylarını Bağışlayabilirisiniz

Artvin Belediyesi kurban bayramında Aş Evine kurban bağışlarını kabul edecektir.

Kurban bayramı münasebetiyle kurban kesen vatandaşlardan belediyenin bünyesin de bulunan Aş Evinde kullanılmak üzere kurban pay ve bağışlarında bulunabilirsiniz.

Paylarını ve bağışlarını Artvin Belediyesi Aş Evinde kullanılıp bakıma muhtaç kişilere ulaştırmak isteyen kurban sahipleri 153, 444 7 008 irtibat numaralarını arayarak bağışta bulunabilirler.

Sosyal belediyecilik anlayışı gereği ilimiz sınırları içerisinde yardıma muhtaç, yaşlı, engelli ve bakacak kimsesi olmayan kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olan kişilere günde iki öğün sıcak yemek hizmeti veriliyor. Bu kapsamda kurban ibadetini yerine getirecek vatandaşlarımızdan ‘Kurban İbadet, Paylaşmak Kardeşliktir’ sloganıyla bağışta bulunulmasını istiyoruz. Siz de bir iyilik yapın ve aşevimizde çıkan yemeklerle karnını doyurabilen onlarca insan için ufak da olsa bir bağış yapın. Sizin sevginizle pişecek sıcak yemekler sayesinde birçok ailenin karınları doysun ve yüzleri gülsün.

Artvin'de, Türkiye Grameen Mikrofinans Programı kapsamında Ali Nihat Gökyiğit Vakfı (ANG Vakfı) ve Türkiye İsrafı Önleme Vakfı işbirliğiyle mikrokredi dağıtım töreni düzenlendi.

Türkiye Grameen Mikrofinans Programı kapsamında Artvin Çoruh Üniversitesi Nihat Gökyiğit Kongre ve Kültür Merkezi'nde tören düzenlendi.

ANG Vakfı Başkanı Nihat Gökyiğit, törende yaptığı konuşmada, yoksulluğun insanlığın temel sorunlarından biri olduğunu ve buna her zaman çare arandığını belirterek, insanlara küçük sermaye desteği vermenin, yoksulluğa karşı dünya ölçeğinde çok başarılı çarelerden biri olarak öne çıktığını belirtti.

Programda da sonra çeşitli iş kollarına yönelik hazırladıkları projelerle Türkiye Grameen Mikrofinans Programı'ndan kredi almaya hak kazanan girişimci kadınlara çekleri Gökyiğit tarafından verildi.

Törene, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aziz Akgül, ANG Yönetim Kurulu Üyesi Turgut Gökyiğit, Çoruh Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Peker de katıldı.

Etkinlikte, Artvin Çoruh Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Peker de Artvin'e ve Artvin Çoruh Üniversitesi'ne katkılarından dolayı ANG Vakfı Başkanı Gökyiğit'e plaket verdi.

Törenin ardından mikrokredi kullanıp üretim yapan girişimci kadınların ürettiği ürünlerin yer aldığı sergi gezildi.

Şirket Yetkilileri Kuzey Galerisi’nin Aşağısında Yer Alan Meradaki  Kaynaktan Su İçtiler. Etibakır A.Ş. Artvin’deki yerel ve ulusal basın kuruluşlarının temsilcileri Cerattepe Bölgesinde bir araya geldi.

Artvin’deki yerel ve ulusal basın kuruluşlarının temsilcileri Etibakır A.Ş.  Artvin Cerattepe Projesi İşletme Müdürü Ahmet Deniz, Teknik Müdür Recep Bayramoğlu  Çevre Mühendisi Hatice Yılmaz Bayramoğlu ve ile birlikte Kuzey Galerisin devam eden çalışmaları çıplak gözle görmek için galeriye girdiler.

7 Milyon Ton civarında bakır madenine ilişkin Cerattepe Projesi’ndeki çalışmalar çevrecilik esaslarına göre devam ediyor. Devam eden çalışmaları bizzat gözlemlemek isteyen gazeteciler Kuzey Galerisine girdiler. Gazeteciler, kuzey ve güney galerisindeki rehabilite ve onarım çalışmalarının yanı sıra kamyon nakliyesi yerine “teleferik  hattı”  ile madenin Çoruh Nehri kenarına taşınmasına yönelik başlatılan çalışmaları yakından takip ettiler.

Bölgede başka ağaç kesilmeyecek - Bir süre önce Etibakır A.Ş. Teknik Müdürü Recep Bayramoğlu, "Teleferik sistemi de dahil olmak üzere toplam 3 bin 500 ağaç dışında herhangi bir ağaç kesimi söz konusu olmayacak” şeklinde açılamalarda bulunmuştu.  Bayramoğlu Artvin’deki yerel ve ulusal basın mensupları ile bölgede yaptığı açıklamada ise 3 Bin 500 ağaç yerine 2 Bin 500 ağaç kesildiğini belirterek başka ağaç kesilmeyeceğinin de altını çizdi.  Ayrıca kesilen ağaç sayısının beş katı kadar da ağaç dikeceklerini ifade eden Bayramoğlu bir kez daha çevreye zarar vermeyeceklerini yineledi.

O bölge ağaçlandırılacak - Bölgede devam eden çalışmaları gözlemleyen gazetecilere açıklama da bulunan Bayramoğlu, “Şuanda Cerattepe bölgesi güney galerisinde rehabilite ve düzenleme çalışmalarına devam ediyoruz. Güney galerisinin girişin yapılması için ön çalışmalar yapıyoruz. Mazemeleri koyduk daha sonrasında birkaç yıl öncede bu bölgede menfezler yapılmış ve aşırı yağışlarda bu köy yolunun menfezi göçünce burada bizim taşıdığımız malzemenin bir kısmı da oradaki kayan malzemeye karıştı. Şimdi ise o bölgeyi rehabilite ediyoruz. Daha sonrasında da o bölgeyi ağaçlandırarak normal doğaya kazandıracağız. Buradan çıkan malzeme yukarı da yer alan kuzey galerisindeki pasa döküm alanına gidiyor. Yani buraya kesinlikle pasa atılmıyor” dedi. 

Etibakır A.Ş. Teknik Müdürü Recep Bayramoğlu’nun yanı sıra gazetecilere eşlik eden Etibakır A.Ş.  Artvin Cerattepe Projesi İşletme Müdürü Ahmet Deniz ise şu açıklamalarda bulundu:  
Dinlendirme havuzundan çıkan su ise berrak bir şekilde çıkacak - Su arıtması ile ilgili yapılan bilgilendirmede ise, “Kuzey galerisinin önünde de gördük burada da var ve bu gördüğünüz dinlendirme havuzlarında da çamur vs dinlendirildikten sonra bu arıtma tesisimiz şuanda kuruluyor. Bitmek üzere. Ve dinlendirme havuzundan çıkan su ise berrak bir şekilde çıkacak. 

Çevre mühendisi Hatice Yılmaz Bayramoğlu, “Havuzdan alınan su sisteme girdikten sonra filtre preslerden geçiyor ve geri besleme olarak tekrardan havuzlara giriyor yani deşarj ettiğimiz su miktarı aldığımız su miktarından daha fazla oluyor. Yani içilebilir standartlarına göre 7-1 e göre deşarj standartlarını sağlıyor sistem.  Yani çok basit bir yöntemle deşarjı sağlıyoruz. Bu sular da kuzen galerisinde ve güney galerisinden biriktirdiğimiz sular dinlendirme havuzlarında biriktirilecek” dedi. 

Zehirlendiği iddia edilen hayvanları gördüler - Öte yandan gazeteciler Cerattepe’deki kuzey galerisinin hemen altında bulunan merada  yaptıkları gözlemlerde ise doğal hayatının devam ettiğine şahit olarak her hangi bir göçmenin olmadığını bir süre önce köy yolunun menfezlerinde meydana gelen kaymanın ise madencilik faaliyeti ile ilgili olmadığını da gözlemlediler.  Ayrıca merada canlıların otladığını da gözlemlendi.

kaynaktan su içtiler - Merada akan kaynaktan su içen şirket yetkililerine Gazeteci Turan Şentürk’ün de kaynaktan su içmesi ile bölgede kimyasal bir zehirlenmenin söz konusu olmadığını kanıtladı. 





















Artvin'de yapımı tamamlandığında Türkiye'nin birinci, dünyanın üçüncü en yüksek kemer barajı olacak Yusufeli Barajı ve  HES inşaatında işin yüzde 60'tan fazlası tamamlandı. Orman ve Su İşleri Bakanlığı DSİ Genel Müdürlüğünce temeli 26 Şubat 2013'te atılan barajda, 2,1 milyar metreküp su depolanacak. Öz kaynaklarla Türk mühendislerince inşa edilen Yusufeli Barajı, tamamlandığında ülke ekonomisine yılda yaklaşık 450 milyon liralık katkı sağlayacak.

Artvin Valisi  Ömer Doğanay, AA muhabirine,  Yusufeli Barajı'nın tamamlandığında 270 metre ile çift eğrilikli beton kemer kategorisinde  Çin'deki 292 metrelik Xiowan ve  Gürcistan'daki 272 metrelik Inguri barajlarından sonra dünyanın en yüksek üçüncü,  Türkiye'nin ise en yüksek barajı olacağını söyledi.

İnşaatının yüzde 64'ünün tamamlandığı  Yusufeli Barajı ve  HES için bugüne kadar 588 milyon 549 bin lira harcandığını anlatan Vali Doğanay, "Çalışmalar, sol sahilde 636 kotunda devam etmektedir. Baraj gövde beton üretiminin yapılacağı 360 metreküp/saat kapasiteli ana beton santrali ve mansap batardosu üzerinde ana beton üretim tesisine ilaveten üretim kapasitesi 195 metreküp/saat olan beton santrali montaj çalışmalarına da devam edilmektedir. Bugün itibarıyla yüzde 87'lik parasal gerçekleşme sonunda yüzde 64 mertebesinde fiziki gerçekleşme sağlanmıştır." diye konuştu.

Doğanay, barajın ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 2'sini karşılayacağını kaydetti.

"Diğer barajların ekonomik ömürlerini de uzatacak"

Barajın yapımı tamamlandığında milli ekonomiye yıllık 450 milyon liralık katkı sağlanacağını ve yaklaşık 650 bin kişinin elektrik ihtiyacının karşılanacağını vurgulayan Vali Doğanay, bu sayede Çoruh Nehri üzerinde enerji üretimine başlanan  Muratlı,  Borçka, Deriner ve  Artvin barajlarının ekonomik ömürlerinin uzayacağını dile getirdi.

Doğanay,  19 Mayıs 2019'da hizmete açılması planlanan  Yusufeli Barajında 2,1 milyar metreküp su depolanacağını kaydederek, "Çoruh Nehri ana kolu üzerindeki kilit barajlardan biri olan  Yusufeli Barajı ve HES, 558 megavat kurulu güce sahip olacak. Barajda yıllık 1 milyar 888 milyon kilovatsaat enerji üretilmesi planlanıyor." dedi.

Artvin, DSİ'nin  Türkiye'nin en yüksek barajını kente inşa etmesi, 3 dev barajı hizmete alması ve 54 dere ıslahını tamamlamasının ardından durgun su sporları merkezi haline geldi.

Artvin'de bulunan baraj göllerinde durgun su sporlarının yapılmaya devam ettiğini dile getiren DSİ Genel Müdürü Murat Acu, bazı kesimlerin bu barajların, doğa sporlarının yapılmasına engel olduğunu söylemesinin garip olduğunu belirterek " Artvin gerek akarsu gerekse barajlarının su sporları için ülkenin en uygun illerinin başında gelmektedir. İlimiz su sporlarına uygun, gerekli debi ve rejimini bünyesinde barındıran birçok akarsu kaynağına sahiptir. Geçtiğimiz günlerde  Türkiye Kano Federasyonu tarafından  Artvin'de 2. Kademe Akarsu Slalom Antrenörlük Kursu açıldı. Bu kursa  Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki illerimiz başta olmak üzere ülkemizin çeşitli illerinden kursiyerler katılmışlardır. Kursiyere  Borçka Barajı üzerinde bir hafta süren uygulamalı eğitimler verilmiş diğer taraftan  Yusufeli'nde kano sporu çok yaygın olmakla beraber bölgeye kanocuların ilgisi her geçen gün artarak devam ediyor. Barajların ülke ekonomisine sağladığı ekonomik katkısının yanı sıra görüldüğü üzere su sporları kapsamında da  Artvin ilimizin hem tanıtımına hem de gençlerimizin su sporlarına yönelmesine katkı sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.

Artvin'in gurur projeleri olan  Muratlı Barajı ve HES

Borçka Barajı ve  HES ile Deriner Barajı ve  HES tesisleri inşa edilerek  Türkiye'nin elektrik enerji üretimine ve ekonomisine çok büyük katkı sağlandığını dile getiren DSİ Genel Müdürü Murat Acu, Çoruh Nehri üzerine inşa edilen 3 altın gerdanlık ile milli ekonomiye toplam 4 milyar 32 milyon TL katkı sağlandığını belirtti. Acu, 115 MW kurulu güç ve yıllık 444 milyon kiloWatt saat enerji üretimine sahip  Muratlı Barajı'nda 30 Mayıs 2017 tarihi itibariyle 4,91 milyar kiloWatt/saat enerji üretildiğini ve milli ekonomiye 1 milyar 129 milyon TL katkı sağlandığını ifade etti.

300 MW kurulu güç ve yıllık 1 milyar 39 milyon kiloWatt/saat enerji üretimine sahip  Borçka Barajı ve  HES'in 30 Mayıs 2017 tarihi itibariyle 8,55 milyar kiloWatt/saat enerji üreterek, milli ekonomiye 1 milyar 967 milyon TL katkı sağladığı belirtildi. Deriner Barajı ve  HES'in 30 Mayıs 2017 tarihi itibariyle 5,95 milyar kiloWatt/saat enerji ürettiği, milli ekonomiye 1 milyar 369 milyon TL katkı sağladığı bildirildi. Depolama kapasitesi 1 milyar 969 milyon olan Deriner Barajı 249 metre yüksekliği ile  Türkiye'nin en yüksek barajı olma özelliğine de sahip.

"Dünyanın en yüksek 3'üncü barajını inşa ediyoruz"

Dünyanın en yüksek 3'üncü barajını  Artvin'in  Yusufeli ilçesinde inşa ettiklerini dile getiren Acu, "Diğer taraftan Çoruh Nehri Anakolu üzerinde yer alan 10 projeden birisi olan  Yusufeli Barajı ve  HES Projesinde çalışmalar hızla devam ediyor Proje  Türkiye Cumhuriyetinin uzun vadeli enerji vizyonunun içinde yer alan en önemli yatırımlardan birisidir.  Yusufeli Barajı tamamlandığında 270 metre yüksekliğine sahip olacaktır. Baraj 270 metre yüksekliği ile kendi sınıfında dünyanın en yüksek 3'üncü barajı olup barajın tipinin çift eğrilikli beton kemer baraj tipinde inşa edilmektedir" dedi.

"Milli ekonomiye 450 milyon TL katkı"

Barajların milli ekonomiye katkısına değinen Acu, "Ülkemizde 2016 yıl sonu itibari ile işletmedeki toplam hidroelektrik enerji 92 500 GWh/yıl olup,  Yusufeli Barajı 558 MW'lık (3*186 MW) kurulu gücü ile 1 888 GWh/yıl kapasitesi ile bunun yüzde 2,1'ini üretecektir. Çoruh havzasındaki projelerin toplam enerji üretimin yüzde 13'ü  Yusufeli Barajı ve  HES Projesinden üretilecektir. Tamamen Türk Mühendisi ve işçisinin alın teri ile yapılan  Yusufeli Barajı ve  HES günlük 1 milyon TL'yi aşkın tutarlı elektrik enerjisi üreterek 7 yılda kendisini amorti edecek olup, 650 bin nüfuslu bir şehrin enerji ihtiyacı karşılanacaktır. Projenin tamamlanması ile milli ekonomiye yıllık 450 milyon TL katkı sağlayacaktır. Çoruh Projeleri ekonomik ve sosyal kalkınmaya yönelik hazırlanmış projeler olup, projeler ile daha güçlü  Türkiye ve refah düzeyi daha yüksek olan bir toplum hedeflenmektedir. Son olarak başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız  Binali Yıldırım ve Orman ve Su İşleri Bakanımız Sayın Prof. Dr. Veysel Eroğlu'na şükranlarımı sunuyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

Kocaeli 1. Uluslararası Müzik ve Dünya Halk Dansları Festivali heyeti, Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez'i ziyaret etti. Başkan Üzülmez'in Yabancı Konukları Vardı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi,  Kocaeli  Artvin Kültür ve Dayanışma Derneği ve Vira Kültür Sanat Gençlik ve Spor Derneği ile ortaklaşa düzenlenen  Kocaeli 1. Uluslararası Müzik ve Dünya Halk Dansları Festivali heyeti,  Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez'i ziyaret etti.  Belediye Başkanı Üzülmez'in makamında gerçekleşen ziyarette;  Kocaeli  Artvin Kültür ve Dayanışma Dernek Başkanı Mikail Kalyoncu, Vira Kültür Sanat Gençlik ve Spor Derneği Başkanı Erdoğan Cineviz ve 19 ülkeden gelen konuklar hazır bulundu.

ÜZÜLMEZ'E TEŞEKKÜR ETTİ - Ziyarette konuşan  Kocaeli  Artvin Kültür ve Dayanışma Dernek Başkanı Mikail Kalyoncu " Kartepe İlçemiz yüzölçümü bakımından çok geniş bir ilçemizdir. 10 belde belediyenin bir araya gelmesi sonrasında oluştu.  Kocaeli'nin en büyük ilçelerinden biri Kartepedir. Başkan Üzülmez, Artvinli'dir, bizim onurumuz ve gururumuzdur.  Kartepe Belediye Başkanımız  Hüseyin Üzülmez'in bizlere verdiği destekten dolayı teşekkür ediyorum" dedi.

GENÇ BİR İLÇEYİZ - Kartepe  Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez ise "Güzel Kartepemizde, Uluslararası festival dolayısıyla gelen misafirlerimizi, komşularımızı ağırlamaktan dolayı mutluluk duyuyorum.  Kartepe İlçemizin nüfusu 120 bindir. Genç bir ilçedir. Doğal güzellikleri, sanayi ve turizmi ile ülkemizin önemli yerlerinden bir tanesidir. Uluslararası sanayi kuruluşları ilçemiz sınırları içerisinde yer almaktadır. Ülke ekonomisine ciddi katkı vermekteyiz. Yaz ve kış turizminin yanı sıra yemek turizmi de vardır. Ülkemizin doğu-batı geçiş noktasında bulunuyoruz. Festivalin bir bölümünün  Kartepe'de olmasından dolayı mutluluk duyuyorum" ifadelerini kullandı. Festival için gelen 650 konuk Başkan Üzülmez'i ziyaretinin ardından  Kartepe'nin güzelliklerini keşfetmek için günü birlik  Kartepe turuna çıktı.

Artvin  Jandarma Komutanlığı'nda eğitimlerini tamamlayan 368. kısa dönem erlerinin yemin töreni gerçekleştirildi. Artvin İl  Jandarma Komutanlığında temel eğitimlerini tamamlayan 52 kısa dönem er için İl  Jandarma Komutanlığı kışlasında yemin töreni düzenlendi.  Jandarma Komutanlığı kışlasında gerçekleştirilen yemin törenine, Vali  Ömer Doğanay,  Artvin Cumhuriyet Başsavcısı  Sedat Çelik,  Jandarma Komutanı Jandarma Albay Ramazan Gürler, İl Emniyet Müdürü  Mehmet Selvi, diğer ilgililer ve asker aileleri katıldı.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan tören askerlerin Türk bayrağı ve silahların bulunduğu masaya ellerini koyarak toplu halde yemin etmesiyle devam etti. Törende konuşan İl  Jandarma komutanı Gürler, 368. kısa dönem 52 asker için yemin töreni düzenlendiğini belirtti. Askerlerin çok kısa sürede kışla yaşantısına alıştığını ve büyük gayret göstererek temel askerlik niteliklerini kazandığını ifade eden Gürler, "Milletimizin ve bağımsızlığımızın sembolü olan şanlı bayrağımızın gölgesinde, şehitlerimizin manevi huzurunda, ailelerinizin ve misafirlerimizin şahitliğinde, silah arkadaşlarınızla omuz omuza vererek, namusunuz ve şerefiniz üzerine ant içtiniz. İçtiğiniz bu ant, vatan ve millet sevgisi, vazife, namus ve şeref anlamında olup dürüstlüğün, emirlere mutlak itaatin simgesi ve aynı zamanda kahraman Türk ordusuna mensup bir asker olduğunuzun kabul belgesidir" diye konuştu.

Türk ordusunun tarihte mukaddes vatan toprakları söz konusu olduğunda, en olumsuz koşullarda dahi, devleşerek, dünyanın en büyük güçlerine meydan okuduğunu kaydeden Gürler, "Emsalleri ile asla mukayese edilemeyecek yücelikte ki vatan sevgisinin, erişilmez kahramanlık ruhunun, sarsılmaz mücadele azminin ve asil karakterinin bundan sonra sizlerle daha da yükseleceğine olan inancım tamdır. Taşıdığınız üniforma yüce Türk milletinin şerefinin simgesi ve emaneti olduğunu için askerlik hizmetiniz boyunca bu emaneti canınız pahasına da olsa koruyunuz" dedi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin, Mehmetçiğin sarsılmaz omuzlarında yükseleceğini ve Türk bayrağının kutsal vatan toprakları üzerinde sonsuza kadar dalgalanmaya devam edeceğini dile getiren Gürler, "Andımızın sizlere, ailenize, silahlı kuvvetlerimize, milletimize ve devletimize hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim" ifadelerini kullandı.

Törende, yemin eden askerler adına  Jandarma Er Cihan Küçük duygularını dile getiren bir konuşma yaptı. Konuşmanın ardından Vali Doğanay tarafından, atış, spor ve eğitim alanlarında birinci olan erlere hediyeleri verildi. Tören sonrası çocuklarıyla hasret gideren aileler duygu dolu anlar yaşadılar. 

Ordu'nun Kumru İlçe Emniyet Müdürlüğüne Muharrem Zengin atandı. Yeni görevine başlayan Muharrem Zengin en iyi şekilde görevini sürdüreceğini belirterek, " Artvin doğumluyum. Birçok ilde görevimi sürdürdüm. Son olarak da Kumru ilçesine atandım. Polis vatandaş işbirliği ile en iyi şekilde görevimizi sürdürmek istiyorum. Asayişi en iyi şekilde Kumru'da sağlamak için görevimizi burada ki ekip arkadaşlarımızla birlikte yapacağız. Kumru şirin ve güzel bir ilçe. Burada görevimi sürdürmekten dolayı mutluyum" diye konuştu.

Cerattepe’de yürütülmesi planlanan madencilik faaliyeti kapsamında Rize İdare Mahkemesi'nin vermiş olduğu ÇED Olumlu kararını onamasının ardından adil yargılanma yapılmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde 708 kişinin toplu olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın, 'Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu' raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan Rize İdare Mahkemesi ve Danıştay’da görülen Türkiye´nin en büyük çevre davasında adil yargılanma yapılmadığı iddiasıyla yasal süreci Anaysa Mahkemesine taşıdı.

Yeşil Artvin Derneği Avukatı Bedrettin Kalın Cerattepe Mevkii'nde madencilik faaliyetleri için ÇED Olumlu raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan Türkiye´nin en büyük çevre davasında, Rize İdare Mahkemesi'nin, 'Madencilik yapılabilir' yönündeki kararının Danıştay tarafından onanmasının ardında hukuksal mücadeleyi sürdürmek için Anayasa Mahkemesine başvurduklarını söyledi.

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun da destekleriyle davayı anayasa mahkemesine taşıdıklarını kaydeden Kalın “ Kaboğlu hocamızın hukuksal gerekçelerin yazılması kısmında çok önemli katkıları oldu. Yeşil Artvin Deneği adına 708 kişinin müdahilliğiyle yasal sürecin son günü olan 23 Ağustos’ta Anayasa Mahkemesine başvurduk” dedi.

Kalın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurabilmek için öncelikle ulusal yargı yollarının tüketilmesi gerektiğini ve Anaysa Mahkemesinin de bu ulusal hukuk yollarından biri olduğunu kaydetti.

Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruların adil yargılanma hakkının ihlali yönelik yapılabileceğini ve kendilerinin de Cerattepe Madenciliği konusunda adil yargılanama yapılmadığı iddiasıyla 708 kişiyle anayasa mahkemesine başvurduklarını kaydeden Kalın “ Anayasa Mahkemesine doğrudan ÇED iptali için başvuruda bulunulamıyor. Burada adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden hareketle başvuru yapıyoruz. Mahkeme adil yargılanma hakkının ihlali yönünde bir değerlendirme yaparsa, yargılananın yeniden yapılması için dosyayı Danıştay’a gönderiyor.

Hukuksal süreç işlerken Cerattepe bölgesindeki madencilik faaliyetlerinin devam ediyor olması dolayısıyla faaliyetlerin durdurulmasına dair tedbir talebimizde var. Oldukça geniş kapsamlı 24 sayfalık bir dava dilekçesiyle başvurduk. Biz adalet arıyoruz. Adalet elbet bir gün bir yerde  tecelli edecektir” dedi.

Karahan: Kurumlardan Gelen Cevap Cerattepe’de Herşey Güllük Gülistanlık

Maden şirketinin hemen alt bölümlerinde ve aynı zamanda Hatila vadisinde bulunan derelerin, tarımsal arazilerin sulama sularının ve maden çalışması nedeniyle orman arazilerine atılan pasaların çevreye verdiği kirliliği bölgede yaşayan vatandaşlar aracılığıyla yerinde tespit ettiklerini belirten Yeşil Artvin Dernek Başkanı Nur Neşe Karahan,bunun üzerine Orman Bölge Müdürlüğüne, DSİ Bölge müdürlüğü, Çevre il müdürlüğüne ve milli parklar il müdürlüklerine yazılar  yazdıklarını ifade etti.

Karahan, yazımızda şirketin çevreyi kirlettiklerini, çıkan pasayı doğan ve yaşlı ormanlarımıza attıklarını bildirdik dedi. Geçte olsa bize verilen cevapta inceleme yaptıklarını yakından takip ettiklerini bir sıkıntı olmadığını yazılı beyan ettiler. Esasında olmuştu olmaya da devam ediyor ama ne yazık ki bir türlü müdahale edemiyorlar. Kurumlara büyük bir baskı var. Şuanda her şey güllük gülistanlık gibi gösteriyorlar dedi.

Artvin'de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konvoyuna yapılan terör saldırısında şehit olan Jandarma Er Fatih Çaybaşı'nın vefatının yıl dönümü dolayısıyla Şavşat ilçesinde mevlit okutuldu. 

Şavşat Kaymakamlığı ve İlçe Müftülüğü'nce Şavşat Kemalpaşa Camisi'nde okutulan mevlide, Artvin Valisi Ömer Doğanay, Kaymakam Mesut Gazi Ambarcı, İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay Ramazan Gürler, İl Emniyet Müdürü Mehmet Selvi, Şavşat Garnizon Komutanı Yüzbaşı Aytunç Ünsay, Belediye Başkan Yardımcısı Özcan Arslan ve vatandaşlar katıldı. Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan mevlit programı, kılınan cuma namazı ve dualarla son buldu. Vali Ömer Doğanay, okunan mevlit ve cuma namazı sonrası vatandaşlarla sohbet etti.

Artvin'in Borçka ilçesi Camili havzasında bu yıl 16'ncısı düzenlenen "Maçahel Saf Kafkas Arı ve Bal Festivali" sona erdi. Macahel Eğitim-Kültür ve Dayanışma Vakfı ile Borçka Kaymakamlığının organizasyonunda Gürcistan sınırlarında bulunan ve 6 köyü kapsayan Türkiye'nin ilk ve tek Biyosfer Rezerv Alanı olan Camili (Maçahel) havzasındaki Düzenli köyünde düzenlenen festivalde, saf Kafkas arısı ve havzada üretilen balların tanıtımı yapıldı.

Arı dölleme ve en güzel bal yarışması gibi etkinliklerin yapıldığı festivalde, yöre halkı ürettiği balın kurulan stantlarda tanıtımını yaparak satışını gerçekleştirdi. Saf Kafkas arısı ve bal tanıtımının yanı sıra kültürel etkinliklerin ve eğlencenin de yer aldığı festivalde, vatandaşlar yöresel sanatçıların söyledikleri Türkçe ve Gürcüce şarkılarla, oluşturdukları büyük horon halkalarıyla festivalin tadını çıkardı.

Festivalde selamlama konuşması yapan Maçahel Eğitim-Kültür ve Dayanışma Vakfı Başkanı Süleyman Köse, "Camili, saf Kafkas arı gen ve üretim merkezidir. Camili bölgesinde bozulmadan, melezleşmeden doğal şartlarda korunmuştur. Kafkas arısının ürettiği bal ise bölgenin zengin florasını bünyesinde barındırdığı için yüksek besin değerine sahiptir. Maçahel vadimiz bozulmamış doğası ve kaynaklarıyla insan fıtratına en uygun yaşam alanlarından bir tanesidir. Bununla birlikte Maçahel vadisi ülkemizin en zengin endemik türlerine sahip bir gölgedir. Bu durum Maçahel'in mutlak koruma kanunu ile korunmasını gerektirmektedir. Bu yörede yaşayan insanlar yazılı olmayan hukuk sistemi ile kamunun etkisinde de kalmadan doğayı koruma refleksi göstermiş ve biyolojik çeşitliliği kendisinden, hatta gözünden bile sakındırmıştır. Örneğin dedelerimiz tarlasını satarak orman almış, ormanı himayesine alarak doğayı korumuştur" ifadelerini kullandı.

Festivalde konuşan Artvin Valisi Ömer Doğanay, Camili'nin UNESCO tarafından ilan edilen Türkiye'nin ilk ve tek biyosfer rezerv alanı olduğunu dile getirerek, dünyanın en önemli üç arı ırkından biri olan Kafkas arı ırkının gen merkezi ve üretiminin bitki çeşitliliği Türkiye'nin en zengin yerlerinden biri olan Camili'de yapıldığını ifade etti. Bu nedenle Maçahel vadisinin tanıtılması kadar burada ki doğal yapısının korunması ve gelecek nesillere bozulmadan aktarılmasının da çok önemli olduğunu ifade eden Vali Doğanay, "Camili bölgesi Allah'ın yeryüzünde yarattığı en güzel yerden biri. Benim yetkililerden istirhamım bu özel coğrafyanın korunması ve bozulmasına izin verilmemesi" diye konuştu. Doğanay, konuşmasını saf Kafkas arısın tanıtılmasına güçlü bir ekonomik değer haline gelmesine Kafkas ana arı üretimi ve pazarlanmasına yıllarca büyük destek Nihat Gökyiğit Vakfının Başkanı Ali Nihat Gökyiğit'e teşekkür ederek sonlandırdı.

Saf Kafkas arı ırkının korunması için Kafkas Arı Gen Merkezi'ni kuran Ali Nihat Gökyiğit, Türkiye'nin hiçbir yerinde saf Kafkas arısının olmadığını dile getirdi. Gökyiğit, "Saf Kafkas Arısı çalışkanlığı, hava şartlarına uyumu, uysallığı, uzun diliyle her çiçekten nektar alabilme kabiliyeti ve hastalıklara mukavemeti ve yüksek verimi dolayısıyla arıcıların çok aradığı bir ırktır. Bu arı ırkını yaşatmaya gayret edelim. Onu gözümüz gibi koruyalım. Herkesi buradaki doğal zenginliği yaşatmaya davet ediyorum" dedi.

Borçka Kaymakamın Ertuğrul Örnek ise konuşmasında Maçahel'in doğasının güzelliğinin insanının çalışkanlığının yanı sıra burada sınır bekleyen bir beylik gibi durduğunu dile getirerek, "Maçahel insanının vatanperverliğinden dolayı sınırımızın güvenliği konusunda içimiz rahat" ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından festival kapsamında düzenlenen en iyi bal yarışmasında, balını en iyi şekilde servis ederek dereceye giren üreticilere ödülleri verilirken, program Gürcü ve Türk dans topluluklarının gösteriyle devam etti. Festival sanatçıların konserleriyle geç saatlere kadar sürdü. Festivalde Maçahel havzasına ve saf Kafkas arı ırkına verdiği destekten ötürü Ali Nihat Gökyiğit'e altın arı ödülü verildi.

Festivale, Artvin Valisi Ömer Doğanay, Borçka Kaymakamı Ertuğrul Örnek, ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, DOKAP Başkanı Ekrem Yüce, Nihat Gökyiğit Vakfı Başkanı Nihat Gökyiğit, İstanbul Artvinliler Hizmet Vakfı Mustafa Melek ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Yusufeli Belediyesi, yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla vatandaşların kurban keseceği ve satış yapılacak alanları belirledi. Belediye Encümeninin almış olduğu karar doğrultusunda Belediye İtfaiye Binası karşısındaki alan, büyükbaş ve küçükbaş kurbanlık satışları için hazır hale getirildi.  Kurbanlık kesim yeri olarak ise, Belediye mezbahasının olmasına karar verildi. Yusufeli Belediyesi, satışa sunulacak kurbanlıklar için sanayi sitesindeki belediye itfaiye binası karşısında hayvan satış pazar yerini kurdu.

Kurban pazar yerinin aydınlatması ve su ihtiyacı karşılandığı ve üreticiler ve ziyaretçiler için de dinlenme alanı oluşturuldu. Ayrıca alıcı ile satıcı arasında oluşabilecek ihtilafların önüne geçmek için canlı hayvanın tartılabileceği kantar düzeneği kuruldu. Günlük 10 TL işgaliye ücreti karşılığında tahsis edilecek olan kurbanlık satış yeri ve kurbanlık kesim alanları Yusufeli Belediyesi Zabıta Ekipleri ve Veteriner Hekim nezaretinde her gün denetlenerek hayvanların sağlık durumları ve belgeleri kontrol edilecek.

21.06.2017 tarihli ve 30103 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “2017 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulamasına Dair Tebliğ” gereği damızlık dışı hayvanların kurbanlık olarak satışı men edilmiştir.

Kurban Bayramı’nda kaçak kesimlerin ve hasta hayvan satışlarının önüne geçebilmek amacıyla Belediye Veteriner İşleri Müdürü Veteriner Hekim Mehmet Akıllı, kurbanlık hayvan alırken dikkat edilmesi gereken noktaları da sıraladı. Akıllı’nın dikkat çektiği hususlar şunlar: Veteriner Sağlık Raporu ile beraber büyükbaş hayvanlar için pasaport, küçükbaş hayvanlar için nakil belgesi olmalı, (Artvin ili dahilindeki işletmelerden gelen hayvanlar için yalnız pasaport olmalı), Küpesi bulunmalı, Çok zayıf olmamalı, Gebe olmamalı, Yeni doğum yapmış olmamalı, Beden ısısı yüksek olmamalı, Kasları olgunlaşmamış ve çok genç olmamalı, Kılları karışık ve mat görünümlü olmamalı, Bakışları ve dış görünümü canlı olmalı, Salya ve göz akıntısı bulunmamalı, Pis kokulu ishali olmamalı, Öksürük, nefes darlığı, pis kokulu burun akıntısı olmamalı, Çevreye karşı aşırı tepkili veya çok duyarsız olmamalı, Vücudun herhangi bir yerinde yara, şişlik ve ödemi olmamalı, Cinsiyet organları ve memede kötü kokulu akıntı olmamalı,

Akıllı, “Sıralanan bu kriter ve hastalık belirtilerinden herhangi biri veya birkaçının varlığının gözlemlendiği hayvanların kurban olarak satın alınmaması ve kesilmemesi gerekiyor. Bunların yanında şüphe edilen bir durum var ise görevli Veteriner Hekime müracaat edilerek yapılacak tavsiyeler doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini söyledi ve "Belediye Başkanlığı olarak vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik eder, hayırlı bayramlar dileriz."dedi.

Kurban kesimi ve satışı için belirlenen alanlar bayram süresince açık kalacak.

Kemalpaşa Belediye Başkanlığınca ilçe meydanında düzenlenen kutlama programında vatandaşlar tulum ve kemençe eşliğinde horon oynayıp, türkü söyleyerek sevinçlerini ifade etti. Havai fişek gösterilerinin yapıldığı programda yöresel sanatçılar konser verdi.

"EMEKLER YERİNİ BULDU"
Artvin Valisi Ömer Doğanay, programda yaptığı konuşmada, 25 Ağustos 2017 tarihinin Kemalpaşa için bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Yaklaşık 38 yıl sonra ilçe olma mutluluğunun yaşanmasında emeği olan herkese teşekkür borçlu olduklarını dile getiren Doğanay, şöyle devam etti:

"Sarf edilen emekler yerini buldu, hayırlı uğurlu olsun. Sayın Cumhurbaşkanımız Sarp Sınır Kapısını ziyaretlerinde hiç kimseden bir talep gelmeden kendileri Kemalpaşa’nın ilçe olması işinin tamamlanması için Sayın İçişleri Bakanımıza ve bana talimat verdi. 7 Ağustos’ta verilen emir sonrası 25 Ağustos’ta Kemalpaşa ilçe oldu. Artvin Valisi olarak Artvin halkı adına Sayın Cumhurbaşkanımıza hürmetlerimizi arz ediyorum."

"SİYASİLER YILLARCA BUNUN KAVGASINI VERDİ"
AK Parti Artvin Milletvekili İsrafil Kışla ise Kemalpaşa’nın yıllardır kurduğu hayalin gerçekleşmesini görmekten mutluluk duyduğunu belirterek, "Artvin’e yapılacak güzel şeyler herkesin ortak paydası. Yılladır tüm siyasi partiler buranın ilçe olmasının kavgasını vermiştir. Hiçbir ayrım gözetmeden tüm siyasi partilerin gözettiği ortak payda Kemalpaşa’nın ilçe olmasıydı. Bu ortak paydayı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Allah birlik beraberliğimizi bozmasın." diye konuştu.

"CUMHURBAŞKANIMIZ DA BUNA İNANDI"
Artvin’in 7 yıllık iktidar milletvekili olarak bu güne kadar en çok sevindiği olayın Kemalpaşa’nın ilçe olması olduğunu ifade eden Kışla, şöyle devam etti:

"Kemalpaşa’nın ilçe olmasının gerekliliği tüm detaylarıyla Cumhurbaşkanımıza anlattık. Cumhurbaşkanımız da buranın ilçe olması gerektiğine gerçekten inandı. Cumhurbaşkanımız yüzlerce miting yaptı. Hiçbir yerde bir yeri ilçe ya da il yapacağı vadini duymayız. Bu görüşmelerimizin sonrası 30 Mart yerel seçimleri öncesi Artvin’de mitingde Kemalpaşa’yı ilçe yapacağının sözünü verdi. Son olarak Sarp Sınır Kapısı ziyaretinde İçişleri Bakanına talimat verdi ve kanun hükmünde kararnameyle Kemalpaşa ilçe oldu."

CHP'Lİ BAYRAKTUTAN: "BU AKŞAM SİYASET YOK"

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ise yıllardır Kemalpaşa’nın ilçe olmayı beklediğini dile getirerek "Bu akşam siyaset yok. Siyasi kimliğimi Rize il sınırında bıraktım. Çıkıp bizimkiler iyi demenin alemi yok. Hükümete teşekkür ediyoruz. Bu akşam buraya bu sevinci yaşamaya geldik. Genel başkanımızın da sizlere selamı var. Bu topraklarda sağcı çıkar, solcu çıkar, devrimci çıkar, ülkücü çıkar ama vatan haini çıkmaz. Sadece ilçe yapmak yetmez. Adliye de gerekir Kemalpaşa’ya. Artık Kemalpaşa’nın köyünden bir adam sabıka kaydı için Hopa'ya gitmeyecek." şeklinde konuştu.

Yıllardır bekledikleri ilçe olmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Kemalpaşa Belediye Başkanı Ergül Akçiçek ise başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Artvin Valisi Ömer Doğanay ve milletvekillerine teşekkür etti.Programa kaymakamları, belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.